Batılı Dervişler

2018 yılında bir yıl süreyle gittiğim Capetown yolculuğun henüz üçüncü gününde alman asıllı Müslüman komşum beni yatsı namazı sonrası yapılacak özel bir etkinlik için Cuma Camii’ne çağırmıştı. Orijinal ismiyle ‘’Jumu’a Mosque’’. Capetown’nun mimari açıdan en modern ve estetik camisi, zira yıllar önce tarikat daha önce kilise olan bu binayı satın alıp camiye çevirmiş. 

Yatsı namazı vakti oluyor ve camiye gidiyoruz. Özel etkinlikleri aslında şeyhin dünya genelinde bulunan müritlerinin toplandığı ve adına Moussem dedikleri buluşmaymış. O havaya girmem adına komşum, bana cemaatin cami içerisinde iken giydiği ve Fas bölgesinde de meşhur olan kapüşonlu entariyi hediye etti. Yatsı namazının ardından koro halinde ve birbirinden farklı güftelerle kasideler okumaya başladık. Sonrasında Şeyh camiye girdi ve o gecenin zikrini başlattı. Önceki hayatımda hep bir mesafe ile yaklaştığım bu şeylerin aslında dışarıdan göründüğü gibi olmadığını anlamaya başlamış aksine yapılagelen şeylerden çok hoşnut kalmıştım. Zikir sonrası Şeyh Efendi sözü aldı ve klasik bir tarikat şeyhinden hiç beklenmeyecek bir konuşma yaptı. Konuşmanın başlığı ‘’Kripto paralar bağlamında dünya ekonomik düzeninin 20 yıl içerisinde yaşayacağı değişimler’’. Şok olmuştum. Bir tarikat şeyhi ekonomi profesörlerinden dinleyebileceğiniz bir konuşma yapıyor ve orada bulunanlar konuya hâkim bir şekilde onu dinliyor, not alıyor. Herkes pür dikkat. O an anladım ki içerisinde bulunduğum ortam Türkiye’de çeşitlerini gördüğüm cinsten bir tarikat değil ve şeyh de sıradan bir şeyh değil. 

Şeyh Abdulkadir es Sufi. Türkler kendisini İsmet Özel’in çevirileriyle yayımlanmış kitaplarından tanıyor. İskoç doğumlu, varlıklı bir aileden gelmiş ve Cambridge Üniversitesi’nde eğitim almış. 1950’li yıllarda BBC Radyo’nun oyun yazarlığını yapmış. Henüz 25 yaşlarında iken Fas’a yaptığı bir gezi sırasında Derkavi tarikatı şeyhi Muhammad Ibn al-Habib ile tanışmış ve Müslüman olmuş. Müslüman olunca Ian Dallas ismini bırakıp Abdulkadir es Sufi adını almış. Daha sonra o şeyin dergâhında mürit olmuş, yıllarca Fas’ta yaşamış ve eğitim almış. Tasavvufun kademelerini tamamlayınca da kendi zaviyesini kurmak üzere Avrupa’ya dönüş yapmış. Kendisi bu hikâyeyi şöyle anlatıyor, ‘Ian Dallas olarak çıktığım ve hakikatı aradığım yolculuğumdan, çölde geçirdiğim on yılın sonunda bir garip Sufi olarak ayrılmıştım.’ İlk başta anavatanı İngiltere’ye gidip orada bir cami kurmuş ve uzun yıllar kalmış oradan Fransa’ya daha sonra Almanya’ya gitmiş. Sonraları İspanya’ya gidip orada uzunca bir süre irşad faaliyetlerinde bulunmuş. Kendisinin dava stratejisi Hristiyan Avrupa halkının okumuş kesimi ile iletişime geçip onları etkilemek olmuş. Kendisin de İngiliz kökenli olması Avrupalıları daha kolay etkilemesine yardım etmiş. 2005’li yıllarda Afrika kıtasının en önemli şehirlerinden Capetown’a gelmeye karar vermiş. Kendisi ile birlikte büyük bir Avrupalı grupta buraya taşınmış. Capetown’da eski ve büyük bir kilise binasını satın alıp camiye çevirmişler. Caminin altına ise, benim de sekiz ay eğitim aldığım, Dallas Koleji adında cemaat üyelerinin çocuklarına eğitim veren bir üniversite kurmuşlar.

Bu farklı cemaat sosyal hayat ve İslami düşünce yönünden de alışılmışın dışında. Abdülkadir es Sufi’nin kendisi de dahil olmak üzere sonradan İslam’a kavuşan bu insanlar Avrupai hayat tarzından bir nebze olsun taviz vermemişler. Örneğin giyim kuşam konusunda gösterdikleri tolerans tesettür kavramının cemaat içerisinde yer bulmamasına vesile olmuş. Hakeza kız erkek ilişkileri Batı’nın bu konuya gösterdiği esneklik ile neredeyse aynı seviyede. Şehirdeki diğer Müslüman gruplar onları ‘camide Müslüman dışarıda batılı’ şeklinde tanımlıyor. Neden bu kadar esnek davrandıklarını sorduğunuzda ise cemaatin çoğunluğunun sonradan Müslüman olmuş olmasına ve yıllarca içerisinde bulundukları kendi Avrupai kültürlerinden vazgeçemediklerine bağlıyor, hoşgörü göstermemiz gerektiğini söylüyorlar. Sosyal hayatta durum böyle iken fikri anlamda da kendilerine hayran bırakacak bir eğitim düzeyleri var. Faizsiz ekonomi adına yaptıkları çalışmalar muazzam. Söylediklerine göre Erbakan Hoca, İslam dinarı fikrini Abdulkadir es Sufi’den almış. Dallas kolejinde İslam ilimleri haricinde Antik Yunan, Roma Hukuku ve Latince derslerine çok ehemmiyet veriyorlar. Müslümanlar 21.yy’da ancak bu ilimleri çok iyi bilmekle Medine’yi tekrar kurabilir diyorlar.

  En çok önem verdikleri kavramlardan bir başkası ise ‘Halifelik’. Namazlardan sonra en kısa sürede İslam dünyasının başına geçecek bir halifenin çıkması için dua ediyorlar. Hal böyle olunca son halife Osmanlı’ya ve Türklere karşı çok ilgililer. Cemaatin her üyesi İstanbul’a ve Konya’ya en az bir defa gitmiş. Türkiye’yi çok seviyorlar Türk dizilerini izliyor, siyaseti yakından takip ediyorlar. Bu ilginin ikinci büyük kaynağı ise Anadolu topraklarında yaşamış vefat etmiş tasavvuf büyükleri. Dolayısıyla Mesnevi ellerinden düşürmedikleri bir eser. 

Aslında bu durum neden daha ilk günlerinde hiç tanımadığım halde İspanyol komşumun beni özel buluşmalarına çağırdığını, cemaat üyesi çocukların para ile okuduğu Dallas Koleji’ne beni ücret istemeden kabul ettiklerini açıklıyor. 

Abdulkadir es Sufi şu an 91 yaşında. İhtiyarlığın vermiş olduğu yorgunluk ile şu an aktif olarak bir eğitim faaliyeti sürdürmüyor. Ancak camii, Capetown’nun en aktif çalışan camisi. Müslümanların azınlıkta bulunduğu bu şehirde İslam’ı anlatma faaliyetlerini en hızlı şekilde yürütüyorlar ve başarılılarda. Zira 8 ay içerisinde çoğunluğu siyahi birçok insanın İslam’ı seçtiğine şahit oldum. 

İşte, İskoç asıllı bir şeyh, etrafında Avrupa’nın her yerinden Müslüman olmuş insanlar ve tüm sıra dışı yönleriyle Murabitun Tarikatı. Dil öğrenmek maksadıyla çıktığım bir yolculukta hiç de hesaba katmadan sonradan tanıştığım ve bana asla unutamayacağım bir serüven yaşattıran bu insanları Capetown’a yolu düşen herkesin mutlaka ziyaret etmesini öneririm.

Abdulsamet Türkoğlu

ABDULKADİR ES SUFİ