İran

Söz konusu İran olunca hepimizin aklında bir ‘’acaba’’ geliyordur mutlaka. Sanki bilmediğimiz kurallarla çevrili bir ülkede her an başımıza bir şeylerin gelmesi muhtemelmiş gibi düşünürüz. Ama gelgelelim ki gerçek hiç de öyle degil. Gelin öncelikle kafalardaki bazı soru işaretlerine cevap vererek başlayayım.

1-İran güvenli mi?

Bu sorunun cevabı kesinlikle evet. Özellikle turizm yolu denen ve İranın gezilecek en önemli şehirlerini kapsayan Tebriz-Tahran-Isfahan-Şiraz-Kashan gibi merkezi yerlerde hiçbir problem yok kendinizi Türkiye’de gibi hissedebilirsiniz. Ancak tabii kırsala doğru yolunuz gittikçe güvenliğinde zayıfladığını söylemekte fayda var.

2- İran’ın para birimi

1tl=2000 Tümen ediyor. Sıfırlar gözünüzde büyümesin paramız evet İran’da değerli ama göründüğü kadar değil. Hemen hemen alış gücü olarak 2 katı değerli diyebiliriz.  Ancak şöyle bir problem var ki ülkede Mastercard ya da Visa gibi uluslararası kredi kartlarının hiçbiri çalışmıyor. O sebeple İran’a ne kadar parayla giderseniz o kadar paranız var demektir.

3- İran’daki yasaklar ve kurallar

Genel itibarıyla turistleri çok fazla etkileyen kural veya baskı hiçbir şekilde yok. Sadece bayanların başörtüsü takması zorunluluğu var. Ama bu da tamamen temsili bir hal almış, genelde kadınlar şal gibi bir örtüyü başlarına atıveriyorlar saçlarının görülmesi vs. herhangi bir problem teşkil etmiyor. Erkeklerin de şort vs. giymesi yasak, sadece pantolon. Yine halkın gelenlere karşı Sünni-Şii gibi bir ayrımı kesinlikle yok, birçoğu umursamıyor bile.

Tabii ki bir de sosyal medyadaki yasaklardan söz etmeli Facebook, WhatsApp, Couchsurfing yasak Instagram bu yasaktan muaf ama ülkede herkes vpn kullanarak bu sitelere erişim sağlıyor sizin de tek yapmanız gereken bir vpn kullanmak.

Gelelim İran turumuza. Bizimkisi 4 üniversiteli arkadaşın bir haftalık hızlı bir ülke turuydu. Biletlerimizi çok daha uyguna getirebilmek için Van’a aldık oradan araçlarla hemen sınırın ötesindeki ilk menzilimiz olan Tebriz’e minibüslerle her gün 12.00’ye kadar bir çok sefer var. Ortalama 6-7 saat sürüyor . 

TEBRİZ

Bu şehre  adımımızı atmamızla birlikte birçok şaşkınlığı yaşamamız bir oldu. Birincisi hemen herkes Azeri Türkçesi konuştuğu için anlaşmada hiç problem yaşamıyorduk ikincisi yerlilerin Türkiye’den gelenlere karşı çok büyük bir hürmeti vardı “Türkiye” deyince bütün kapılar açılıyordu adeta o anda bunun sadece Tebriz’e has olduğunu sanıyorduk ki Isfahan’a gittiğimizde öyle olmadığını anlayacaktık. Üçüncüsü ve bizi en çok şaşırtan benzinin fiyatıydı (litresi 25 kuruş). Tabii ki bu sebeple ülkede taksi fiyatları gerçekten çok uygun bir haftalık seyahatimizde her yere taksiyle gittik diyebilirim. (Snapp adlı uygulamayı kullanarak fahiş fiyata maruz kalmaktan korunabilirsiniz.) Hatta öyle ki ilk taksiye bindiğimizde fiyat bize o kadar ucuz geldi ki büyük şaşkınlık yasadık akşam aynı yolu taksiyle dönerken gelişte bize 2-3 katı fiyat söylendiğini farkettik.  

ISFAHAN

Bir sonraki durağımız nâm-ı değer Nısıf-ı Cihan yani dünyanın yarısına denk manasına gelen ısfahan şehri. Şehre övgüler düzmeden önce belirtmeliyim ki İran’daki otobüs seferleri pekte bizim bildiğimiz gibi değil, öncelikle tabii ki hepsi 2+1 bununla birlikte koltuk araları o kadar geniş ki kimseyi rahatsız etmeden yatar halde tüm yolu gidebilirsiniz yine yolda ikram olarak bizdeki gibi küçük aperatif vs değil yemek geliyor evet taze yeni pişmiş yemek ve aynı zamanda namaz vakitlerini hiç dert etmenize gerek yok vakit girince en yakın camiide duruluyor. Gelelim Isfahan’a  Burası öyle bir kent ki sırf burayı gezseydik yinede evimden 4000 km gelmeye değer derdim. Gerek tarihi yapısıyla, gerek sevecen insanları bin bir çeşit şerbetleri ve yemekleriyle ısfahan tam bir turizm şehri. Nakş-ı Cihan Meydanı şehrin en merkezi ve ilk görülmesi gereken yeri bununla birlikte adeta halkın sosyalleşme alanlarına dönüşen köprüleri, Vank Kilisesi ve Ali Qapu sarayı da görülmeye değer. Ama bizim tercihimiz bunlardan sonra rastgele sokaklara girip şehri dolaşmaktan yanaydı çünkü burası öyle bir şehir ki adeta tarihin içinde yaşıyor gibisiniz sanki tüm evler yüzyıllardır korunmuş ve sizin beğeninize sunulmuş. Birçok eski han ve köşk şimdilerde restorana dönüştürüldüğü için hepsini ziyaret edebilme imkanına sahip olabiliyorsunuz. Her ne kadar şehirlerin merkezi genelde oldukça yeşillik de olsa İran’ın büyük kısmı çöl. Kaldığımız evin sahibi reddedemeyeceğimiz bir teklifle bizi Çöle davet ediyor. Çölde gün batımını izlemek ve yıldızların altında mangalımızı yapmak sanırım hayatımın en unutulmaz anlarından birisiydi. Daha önce benim gibi zifiri karanlıkta gökyüzüne bakmamış biri için o geceyi tanımlayabilecek tek kelime ‘’büyüleyici’’ olmalı.

ŞİRAZ

Bu şehrin dünyaca ünlü bir camiisi var Nasır el-Mülk camii. Sabah saatlerinde güneşin doğmasıyla camiiyi pencerelerdeki rengarenk camlardan yansıyan bir renk cümbüşü kaplıyor. Harika fotoğraflar için bulunmaz bir fırsat. Bir güzel ayrıntı burada gittiğiniz bir restoranlarda nerden geldiğinizi soruyorlar Türkiye deyince masaya Türkiye bayrağı getiriliyor. 

Gittiğimiz tarih Gadir Hum’a denk geldiği için tüm camiilerde ve medrese tarzı yerlerde ikramlar ve programlar vardı. Tabii yer İran olunca bu programlar ağıt seklinde olanları bir hayli çok oluyor. Bizde bu ağıtlardan birisine girip İzlemeye ve çaktırmadan video çekmeye başlamıştık ki birden iki görevli bizi nazikçe uyarmaya geldi video çekmenin yasak olduğunu söylediler birkaç dakika muhabbetten sonra Türk olduğumuzu anlayınca bizi en öne aldılar ve video çekmemize de müsaade ettiler. Buradaki Şii halkın 12 imamın ve hatta onların yakınlarının kabirlerine gösterdikleri hürmet gerçekten olağanüstü. 

Buraya kadar gelmişken mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir başka yerse Persepolis. Üzerinde binlerce yılın izlerini taşıyan bu tarihi kent her türden ziyaretçi için ilgi çekici yönlere sahip.

TAHRAN

Gezimizin sonuna doğru başkente uğruyoruz. Burada ilk olarak benim şehirlerde en sevdiğim yapıdan başlıyoruz. Tüm şehri ayaklarımızın altına seren şehrin en yüksek yapısının adı Milad Tower tam 345 m. Burdan İran evlerinin aslında ne kadar düzenli bir şekilde şehirleştiğini bir kez daha görüyoruz. Metro o kadar yaygın ki şehrin hemen her yerine metro ile gidilebiliyor. Ayrıca kadınlar için ayrılmış özel vagonlar var bu vagona erkekler giremiyor ama bayanlar hem karışık hem de özel vagonda seyahat edebiliyorlar. Buralarda ilgi çekici birçok şey satılıyor. 

Yine buradaki Gülistan palas ve Tuğrul Bey’in kabirlerine mutlaka gitmeden uğramalı. Ülkede dikkatimizi çeken bir başka konuysa her şeydeki özellikle teknolojik ürünlerdeki ucuzluğa kıyasla kıyafet sektöründeki yüksek fiyatlardı. Örneğin bir avm de girdiğimiz Lc Waikiki’nin fiyatları dudak uçuklatacak cinstendi.

Sonuç olarak şunu söyleyebilirim ki Türkiye’de ki tüm önyargılarınızı bırakın ve İran’a gelin kesinlikle pişman olmayacaksınız.

Yapmadan dönmeyin!!!

Farklı şerbetlerden olabildiğince tadın.

Çölde safari yada trekking yapın.

Isfahan’ın köprülerinde halka karışın.

Bir kere olsun otobüs yolculuğu yapın.

Mustafa Ali Kaya