Platon’un Devlet Kuramı

“Her ne kadar kanunların kral işi oldukları apaçıksa da en iyisi kuvveti kanunlara değil, bilgili bir krala vermektir”                                                                                   -Platon

İnsanoğlu, bilgeliği sevenler siyasi gücü ellerine alıncaya kadar ya da siyasi gücü ellerinde tutanlar bilgeliği sevinceye kadar problemlerin bittiğini göremeyecek.  (ya filozoflar kral olmalı ya da krallar filozof…)

                                                                                                                      -Platon

Ortaçağ felsefe dünyasının temel kavramının tanrı, yeniçağ batı dünyasının temel kavramının insan ve psikolojisi olmasına karşın, antik dünyanın temel kavramı doğadır. Platon’a göre toplum insanın doğal ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir araya gelmesinden oluşur bu yüzden toplum veya toplum düzeni anlamına gelen devlet de doğaldır tıpkı bir organizma gibi canlıdır. Bu sebeple İlkçağ siyaset anlayışında insanın da doğal olarak toplumsal bir varlık olduğu ortaya çıkar. 

Platon’a göre toplumu meydana getiren ana neden bireyin kendine yetmemesi, yaşamak ve varlığını devam ettirmek için başka insanların yardımına ihtiyaç duymasıdır. Bunun yanında insanların birbirine karşı duyduğu doğal sevgiden de bahseder. Böylece insanların yaşaması için zorunlu işleri yapan meslek sahipleri bir araya gelerek ilk toplumu oluşturmuşlarıdır. Bu toplumda henüz devlet veya yasalar yoktur çünkü buna ihtiyaç da yoktur. İnsanların karmaşık varlıklar olmaları, istek ve tutkulara sahip olmaları, lüks ve konfor peşinde koşmaları ve kendi çıkarlarını gütmeleri onların bu toplum aşamasında kalmamaları, daha ileriye geçmelerini doğuracaktır. Ve sonrasında savaş başlayınca da orduya, yani bir savaşçı sınıfına, bekçi veya muhafızlar grubuna ihtiyaç duyulacaktır. Böylece toplum geliştikçe toplumda yönetenler ve yönetilenler ayrımı ortaya çıkacaktır.

İdeal devlet anlayışını devlet (politeia) eserinde (aynı zamanda mutluluk felsefesi üzerine yazılmış bir metindir) açıklayan Platon, eserinde hepimizin bildiği üzere hocası Sokrates’in diyaloglarına yer vermiştir. Ona göre devlet, bireyin büyütülmüş hali birey de devletin küçültülmüş halidir.

Platon’un ideal devlet anlayışında toplum üç sınıfa bölünmüştü; çalışanlar, askerler ve yöneticiler. Bu sınıfların temel ayrışmasında işbölümü, herkesin üzerine düşen ‘görevi’ yapması yer alıyordu. Her sınıfın erdemi de farklıydı: işçiler herkesin sahip olduğu temel erdemlere ve tüm gücüyle çalışma yani itaate sahipti, askerler, cesaret erdemine ve yöneticiler bilgiye sahipti. Ayrıca her erdemin vücutta bulunduğu yer de farklıdır: yöneticilerin erdemi beyinde, savaşçıların kalbinde (yüreğinde) ve işçilerin midelerinde.

Platon’un  ideal devlet anlayışında kadın erkek eşitliği mevcuttur fakat bu devlette ailenin yeri yoktur. Doğan her çocuk devlete teslim edilmeli ve onların eğitimini devlet üstlenmelidir. Eğitim, insanı bir bütün olarak başka bir yöne çevirmek, ruhu belli bir yöne çevirip yönlendirmektir. İdeal devlette eğitimin amacı, yetiştirilecek bireyin sahip olması gereken vasıfları bireye kazandırmaktır ve bunu  devlet belirler. Bu amaçlar ise toplum ve devletin çıkarlarına ve isteklerine göre belirlenir. 

 İdeal devlette zorunlu eğitimler ruh için müzik eğitimi, beden için jimnastik eğitimi ve matematik eğitimidir. Bunların dışında bireyi uygun olduğu alanda geliştirecek birçok eğitim/öğretim Platon’un eğitim sistemi içerisinde bulunmaktaydı. 

 Platon eğitim anlayışını devlet düşüncesiyle beraber ele almış ve ideal toplumun ancak, iyi bir eğitim sayesinde gerçekleşeceğini ve sürdürülebileceğini vurgulamıştır. Ona göre  mükemmel insan, ölçülü, adil, erdemli, topluma faydalı olandır. Bu özelliklere sahip insanı yetiştirmek de eğitimin temel görevidir. 

İdeal devlette sanat gereksiz görülmüştür Platon tarafından çünkü sanat; gerçekliğin, yani gerçek “ideaların bir taklidi bile değil, onun taklidi olan, algılanıp duyumsanan dünyanın taklidi, yani taklidin de taklididir.

İdeal devletin birçok unsuruna değinmişken bu devletin yöneticisini es geçmemeliyiz. Platon, ideal devleti yönetmesi için bir filozof- kral olgusu oluşturmuştur. Bu devleti yönetecek kişi hem bilgiye sahip olmalı hem de gücü elinde bulundurmalıydı yani ya krallar filozof olmalı ya da filozoflar kral. Bilge-kral hem aklen hem de fiziken diğer herkesten üstün olmalıydı ve başta iyinin bilgisi olmak üzere bilgiye, bilgeliğe sahip olmalıydı. Platon, Atina akademisini bu sebeple kurmuştur. 

Platon ideal devletinin tasarımını yaparken şehir devletlerinin etkisisnden çıkamamıştır. Hangi açıdan diye soracak olursanız Platon ideal devlette yaşayan kişi sayısından bahsetmemiştir fakat kurduğu sistem kalabalık bir toplumda yerini bulamayacaktır. İleri yaşlarında bunu fark eden Platon kurduğu sistemin bir idea, hayal olduğunu kabul eder fakat doğruluğundan hiç şüphe duymaz. Devlet kitabından çok sonra yazdığı yasalar kitabında ideal devletin en iyi yönetim biçimi olduğunu savunur ama uygulanamayacağını bildiği için ikinci en iyi yönetim anlayışını sunar: meşruti monarşi

Platon bu kuramı sadece dönemin diğer düşünürlerine, sofistlerine cevap niteliğinde oluşturmamıştır ,aynı zamanda, tüm zamanlar için geçerli nihai siyasal sorulara aranan cevap olarak oluşturmuştur. Biz de bu yazıda Platon ve onun devlet kuramı hakkındaki görüşlerini özetle aktarmaya çalıştık, Platon sahip olduğu bu görüşlerle başta Farabi olmak üzere birçok düşünürü etkilemiştir.

Feyza Zülal Özmantar