Sınır Tanımayan Mizah; Ofansif Mizah

Sosyal medyada çokça görmüş olduğumuz ‘’bunun mizahı yapılmaz, burda durulması gerek’’ dedikleri noktayı aşan sınır tanımayan mizah türü; ofansif mizah diğer adıyla kara mizah, çağımızın etkisiyle şekil değiştiren, meşruluğu hep tartışılan bir mizah türüdür.

Temelini hiciv ve ironiden alan kara mizah, eski tarihlerde bunu ince bir ustalıkla kullanan şairler tarafından şiir, tiyatro, düz yazı eşliğinde kayda değer eserler sunardı bize.

‘’Tahir Efendi bana kelp demiş/ iltifatı bu sözde zahirdir/ maliki mezhebim benim zira /itikadımca kelp tahirdir.’’

Derken, Nef’i Tahir Efendi’ye olan kızgınlığını; ince bir zevkle, edebi bir üslupla ifade edişiyle herkesi hayran bırakmıştır

Güldürürken düşündüren, mizah yoluyla toplumun aksak yönlerine dikkat çeken içerikler sunan şairlerin ve sanatçıların bazı zamanlar sınırı aştıkları da olurdu

‘’Gürci hınzırı a samsun-ı muazzam a köpek
Kande sen kande nigehbani-i alem a köpek

Ne gune kaldi meded devlet-i al-i osman
Hey yazuk hey ne musibet bu ne matem a köpek

Sattınız iki soysuz bir olup hanlığı
Kimseyi etmedünüz bu işe mahrem a köpek’’

Nitekim Nefi’nin ‘’Siham-ı Kaza’’ adlı eserinde Gürcü Paşa’ya yazdığı bu şiir, kendisinin ölümüne sebep olmuştur.

İngilizce’de “satire” kelimesinin karşılığı olan “hiciv” Batı’da; kişilerin şahsi kusurları üzerinden gerçekleştirilen konuşmalar, insanların kötülüğünü isteyen beddualar ve yazarının  düşman olarak nitelendirdiği kişilere ettikleri küfür ve hakaretlerin zaman içerisinde edebî bir yapıya sahip olması ile ortaya çıkmış bir tür olduğu belirtilir. Bu yüzdendir ki günümüzdeki kara mizahın bu şeklini alması da Batılı mizah adamları eliyle olmuştur. 60,70, 80’li yıllarda Lenny Bruce, George Carlin, Bill Hicks gibi komedyenler ile Ofansif Mizah yaygınlık kazanmıştır.

Günümüzde ise Jim jefferies, Daniel Sloss, Frankie Boyle gibi komedyenler bu mizah türünü devam ettirirler.

Bununla birlikte hiciv ve kara mizah türü sadece komedyenler ve şairler tarafından değil artık herkes tarafından kullanılmaya başlandı. Özellikle sosyal mecralarda bir hesap mercinin olmaması dolayısıyla insanlar bu konuda çok daha cesaretlendi, toplumun aksak ve düzeltilmesi gereken yönlerini konuşmak bir yana, bireyler üzerinden incitici ve saldırgan mizah ögeleri çok daha yaygınlık kazandı.

Postmodern çağ mutlak doğruları yeniden sorgulatıyor, kadim değerleri yeniden tanımlıyorken değerlerini bir bir yitiren ve enaniyeti tek değer kabul eden insanlık için, böyle bir mizah türünün herkes tarafından kullanılmaya başlaması çok da şaşırılacak bir şey değil.

Bilinenin aksine kara mizah sadece dini/kutsal değerleri değil; hastalık, engel durumu, ölüm, savaş, gibi konuları da kullanan bir mizah türü. Sınırsız olması da bu yüzdendir ki ‘’Bunun mizahı yapılmaz, burada durulması gerek’’ deyip elinden geldiğince değer yargılarını savunmaya çalışan kişiler de sosyal medyada duyarcı olarak yaftalanmaya başlandı. 

Hangi konularda duyar sahibiyiz?

Kara mizah ögeleri, genelde toplumun büyük kesiminin sahip olduğu değer yargılarını içinde barındırırsa veya bizi incitecek bir konuyu mizahi öge olarak alırsa, karşı çıkarız/duyar kasarız. Fakat bizi ilgilendirmeyen bir değer yargısı bu mizahın ögesi ise gülüp geçeriz. Örneğin şehadet kavramı mizah konusu yapıldığında şiddetle karşı çıkarken aynı hassasiyeti Yahudi soykırımının mizah konusu olarak seçilmesi durumunda göstermediğimiz gibi  gülenler kervanına bizler de katılırız. İşte Bu noktada sadece bazı konularda duyar sahibi olmanın samimiyetsizliği ve bencilliği çıkıyor ortaya.

Sonuç olarak ofansif mizahın, iyi niyetle kullanıldığını varsayarak; dikkatli, ince bir ustalıkla yapılması, hedef kitlenin bilinç durumu da baz alınarak toplumda düzeltilmesi gereken yönelere dikkat çekilerek, yani incitmek için değil yarar amaçlı kullanılarak ve de içinde barındıracağı ögelere de sınır getirilerek yapılması durumunda toplumun yararına olacak bir mizah türüdür.

Fakat, Ofansif mizaha maruz kalma bireyin duyularıyla ilişkili olduğundan çizilen sınırlar, durulması gerektiği söylenen noktalar bireyin değerlerine, duygularına, hassas ve duyarlı olduğu konu ve durumlara göre değişir ve bu tüm bunlar herkes için aynı olmadığından belli bir sınır çizilebilir mi bilinemez.

Elif Meryem Keleş