Hazara Türkleri

Hazara Türkleri… Kimilerimizin hiç duymadığı kimilerimizin ise Khaled Hosseini’nin Uçurtma Avcısı romanından aşina olduğu bir halk. Afganistanlı hem de Hazara Türkü olan bir arkadaşımın ödevindeki yazım yanlışları bulmam için benden yardım istemesiyle öğrendiğim bir halk olan bu halk için geriye dönüp kendime “Hazara Türkleri kimdir?” diye sorduğumda Hazara Türklerini iki cümleye sığdırabilirim belki de..‘’Ağladığında sesi duyulmayan, mutluluğuna ortak bulamayan ve adeta
Afganistan’ın üvey evladı olarak görülen; geçmişten bu yana insan yerine konulmayan ve her kesimce dışlanan bir halk… ‘’

Bu halka ilişkin merakım artmış ve araştırmaya başlamıştım. İnternetten bulduğum kaynakları ve tabi ki Hazaralı olan arkadaşımın önerdiği yazıları okumaya başladım hemen. Amacım unutulan bu kardeşlerimizi yeniden hatırlamak ve onların hikâyelerine, dertlerine ortak olabilmekti. Nasıl ki Fatih sokaklarında Doğu Türkistanlı, Filistinli ve ismini zikredemediğim dünyanın çeşitli yerlerindeki kardeşlerimizin sesi olduysak Hazaralı kardeşlerimizin de sesi olmamızın gerektiğini düşünüyordum.
Amacım ise bu kardeşlerimizi bir nebze de olsa çevremdeki insanlara tanıtmak olduğunu seziyor ve Afganistan’daki bu kardeşlerimizi de dualarında unutmamalarını istiyordum.

Bu yazıyı kaleme alış sebebim ise çoğu insanın Afganistan halkı hakkındaki olumsuz düşüncelerini birazcık sarsmak ve onların acılar içinde büyüyen insanlar olduğunu gözler önüne sermektir. Her gece başını yastığa koyarken; ‘Acaba yarın hangi eylemin kurbanı olacağım’ diye düşünen bu halkı tanıdıkça onların acılarına ortak olabileceğimizi düşündüğüm için Afganistan’daki halkları tanıtmayı kendime vazife bildim. Bu anlamda da ilk olarak Hazara Türkleri ile başlamak istedim. İnşallah bu yazının siz değerli kardeşlerim için bir nebze faydalı olmasını umuyor ve dualarınızda bu halkı unutmamanızı da Rabbimden niyaz ediyorum.

Peki, Bu Hazara Türkleri Kimdir?

Hazara Türklerinin nüfusu çeşitli kaynaklara göre değişiklik gösterse de yaklaşık 35 milyon nüfusa sahip olan Afganistan’ın %25-%30’unu oluşturduğu düşünülmektedir. Her türlü sıkıntıya rağmen yaşama tutunan Hazara Türkleri yoğun olarak geçmişte jeopolitik bir öneme sahip olan Bamyan şehrinin de içine dâhil olduğu Hazaracat veya Hazaristan bölgesinde yaşamaktadır. Tarihi İpek Yolunun güzergâhı üstünde bulunan Bamyan şehri geçmişten bugüne dek sürekli savaşların ve kanlı eylemlerin yapıldığı bir şehirdir. Hatta yakın gelecekte 2001 yılında Taliban lideri Molla Ömer’in yıktırdığı Buda heykelleri de bu şehirde yer almaktaydı.

Afganistan nüfusunun büyük çoğunluğunun Sünni olmasına karşın Hazara Türkleri Şii’dir. Şia’nın
çeşitli kolları arasından ise bilhassa Hazara Türklerinin büyük çoğunluğu İmamiye mezhebine; çok az kısmı ise İsmailiyye mezhebine mensup olduğu görülmektedir. Çoğunluğu Şii olan bu kardeşlerimizin bazı boylarının Sünni olduğu da bilinmektedir. İran yönetiminin küresel çevrelerde yarattığı Şiilik algısı ile bu kardeşlerimizin yaşadığı Şiilik inancı arasında dağlar kadar fark olduğunu da belirtmek isterim. İran yönetiminin, gariban ve her türlü sıkıntıyı gören bu halkı kötü emellerine alet ettiğini gerek Hazaralı olan arkadaşım Muhammed’den dinleyerek gerekse de okuduğum çeşitli yazılarda İran yönetiminin bu kötü emellerine şahit oldum.

Eğitim almalarına hatta kendi dillerinin konuşulmasına dahi izin verilmeyen Hazaralı kardeşlerimiz asimile olmaya başlamış ve bu noktada kendi dillerini kaybetme noktasına bile gelmiştir. Hatta şu anda Farsçanın yoz bir lehçesi olan Daricenin Hazaragi şivesini konuşmaktadırlar.

Birazcık ta olsa bu kardeşlerimizin gelenek göreneklerinden bahsedecek olursak Hazara halkının gelenek ve göreneklerinde, bayram, tören ve inanışlarında eski Türk medeniyetinin izlerini çok rahat görebiliyoruz. Halk inanışları çok önemli olup yaptırım gücünün de çok kuvvetli ve etkili olduğunu söyleyebiliriz.

İki Hazara arasında anlaşmazlık olduğunda, sorun kendi törelerine göre ve Mir/Pir adı verilen cemiyet büyükleri tarafından çözüme kavuşturulduğunu hatta ve hatta Mirlerin bulduğu bu
çözüm önerisine karşı gelmek halk tarafından kınandığı çeşitli kaynaklarca ifade edildiğini de söyleyebilirim. Mir/Pir ismi verilen bu din adamları veyahut liderler bu topluluğun yönetiminde bariz
şekilde söz sahibi olageldiğini de görmekteyiz.

Çoğu Türk kavimleri gibi tek eşli evliliğin yaygın olduğu Hazara Türklerinde ikinci eş ile evlilik ancak zorunlu hallerde gündeme gelmektedir. Bu zorunlu hallerden biri de eşlerin çocuklarının olmamasıdır. Bu durumda erkeğin ikinci eş ile evlenebilmesi ancak birinci eşin izni ve onayına tabidir. Kız isteme faslı, söz, nişan ve düğün tıpkı bizim evlilik törenlerimiz gibidir fakat bizden farklı olarak gelinin yüzü damat için bir tabu olduğu için gelin ve damat düğüne kadar birbirlerini görmezler. Ülkemizin çeşitli
yörelerinde devam eden bir gelenek olan ‘başlık parası’ geleneği ise Hazara Türkleri arasında halen devam etmektedir.

Hazara Türklerinin Kökeni Nereden Gelmektedir?

Hazara Türklerinin kökenleri hakkında ise çeşitli görüşler ileriye sürülmüştür. Bu görüşlerden en çok kabul edilen görüşler ise şunlardır:

1) Hazara Türklerinin tamamen Moğol asıllı oldukları, Cengiz Han’ın 1000 kişilik askeri kuvvetlerini Kabil civarına göndermesi ve gönderilen bu Moğol askerleri ile halkın kaynaşması sonucunda
oluşmuş olabileceği ileri sürülmüştür.

2) Hazara Türklerinin Büyük İskender zamanında Hazaracat bölgesinde yaşamış olmaları yönündedir. Bu görüşün kabulü durumunda ise Hazaraların Moğol soyundan olmadığı görülmekte ve birinci
görüşün geçersizliğine yol açmaktadır.

3) Bu görüş ise Hazara Türklerinin tamamen Türk asıllı oldukları yönündedir. Cengiz Han’ın Belh, Kabil, Gazne, Hazaracat’ı istila etmeden önce bu bölgelerde Halaç ve Karluk Türklerinin yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca İbn Haldun, Belh ve Hazaracat bölgesinde Hazara Türklerinin yaşadığını ifade etmiştir. Bu görüşün diğer görüşlere göre daha tutarlı ve daha gerçekçi bir görüş olduğunu
görmekteyiz.

Ayrıca Hicri III. ve IV. yüzyıla ait tarih ve edebiyat metinlerinde Hazaralar, Garçe Türkleri olarak zikredilmiştir. Bu da 3. görüşü destekler niteliktedir.

Afganistan Siyasetinde Hazaralar

Hazara Türklerinin yaşadığı Hazaracat, Afganistan’ın ortasında bulunması hasebiyle sık sık istilaya uğramış ve bu bölgenin uzun zamandır sakini olan Hazara Türkleri ise birçok Afgan yönetimi
tarafından adeta soykırıma tabi tutulmuştur. Hazara Hanları veya Mirleri ise merkezi hükümete haraç vermek suretiyle zar zor da olsa varlıklarını sürdürebildiğini görmekteyiz. Fakat Afganistan hükümetinin başına Abdurrahman Han’ın gelmesiyle birlikte Hazara Türkleri için zor günler de
başlamış oldu. Abdurrahman Han, İngilizlerin yardımıyla Hazaracat’ ı istila etmiş ve çok sayıda Hazara Türkünün yanında Özbek ve Nuristanlıları da katletmiştir.

Abdurrahman Han’ın oğlu olan Habibullah Han’ın, Afganistan’ın başına geçmesiyle rahat bir nefes alan Hazara Türklerinin eski günlerine dönmesi ve Afganistan siyasetinde rol alması ancak 1970’lerin sonunda olmuştur. O zamana kadar yine her türlüğü zorluğu gören Hazaralar 1978-1985 yılları arasında 50’ye yakın grupla birlikte komünist hükümet ve Rusya’ya karşı Afgan halkının yanında savaşmışlardır.

1979 yılının sonunda ise Hazaralar dini liderleri ve aydınları bir araya gelerek Afganistan İslam Devrimi İttifakı Hükümeti’ni kurmuşlar ve Seyit Ali Behişti’yi parti başkanı seçmişlerdir. 1989
yılında ise Hazaraların büyük partileri bir araya gelerek Vahdet Partisi’ni kurmuşlardır. Vahdet Partisi kurulduktan sonra, Abdulali Mezari öncülüğündeki hükümet 3 sene içerisinde Hazara yerleşimlerini kontrol altına almış ve tüm Hazara Türklerini tek çatı altında toplamıştır. Abdulali Mezari öncülüğündeki Vahdet Partisi 1991 yılında ise Afganistan meselesi üzerine uluslararası bir konferansa davet edilmiştir. Bu konferanstan sonra ise İstanbul’da düzenlenen İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları Konferansı’na katılmışlardır. Hazara halkı tarafından çokça sevilen Abdulali Mezari her Hazaralının kalbinde yer edinmiştir. Ayrıca her yıl ölüm yıldönümü hasebiyle çeşitli etkinliklerle Hazaralar tarafından anılan Abdulali Mezari her Hazaralının gönlünde taht kurmuştur. Hatta Abdulali Mezari’ye karşı duyulan muhabbetin ve sevginin, anne ve babadan çocuklara aktarıldığını söyleyebilirim.

Peki, Hazara Türklerinin Günümüzdeki Durumları Nelerdir?

Taliban ve İŞİD gibi örgütlerin eylemleri ile sürekli öldürülen Hazaralar yakın gelecekte Afganistan’ın yeniden oluşumunda etkin olmaya başlamış ve Afganistan Parlamentosu da dâhil olmak üzere devletin önemli kadrolarında yer almıştır.

Afganistan’ın yanı sıra Pakistan ve İran’da da yaşayan Hazara Türkleri hâlâ çeşitli sıkıntılar ile boğuşmaktadır. Hazaralı olan arkadaşım Muhammed’e, Hazaraların Suriye’de neden savaştığını sorduğumda bana şunu demişti: ‘’Biz Afganistan’da yaşayan Hazaralar, Suriye’de savaşmıyoruz. Savaşanlar İran’da yaşayan Hazara Türkleri ve savaşma nedenleri İran Devleti’nin baskı ve zorlamaları hatta ölüme varan tehditleridir.’’ Bilindiği gibi Hazara Türkleri, Suriye ve Irak’ta Fatimiyyun Tugayları adı altında savaştırılmaktadır.

Sürekli baskı ve zulme uğrayan Hazaralar, insan haklarının gündemden düşmediği geçtiğimiz yüzyılda bile her anlamda ikinci sınıf vatandaş muamelesi görmüş olup devlet kadrolarında yer almalarına izin
verilmediğinden dolayı da genellikle şehirlerde hamallık, lağımcılık; taşrada ise tarım, hayvancılık ve çobanlık gibi daha zahmetli ve düşük ücret getirisi olan işler yapmışlardır. Metal işçiliğinde mahir olan
Hazara Türkleri dokuma işleri ile de uğraşarak zar zor geçimlerini sağlamaya çalışmıştır.

Günümüzde durumları bir miktar da olsa düzelen Hazaralar yeniden eğitim görmeye başlamış ve okullara gitmeye başlamıştır. Afganistan’daki çoğu kesime nazaran kız çocuklarının eğitimine daha
fazla önem veren Hazaralar, Afganistan genelinde eğitimi önemseyen ve üniversitelerde okuyan bir topluluk olarak göze çarpmaktadır.

Son olarak, ne var ki dünya basınında önemli haberlere konu olan Hazara Türkleri ülkemizde pek bilinmemekte ve dikkate alınmamaktadır. Ülkemiz tarafından pek bilinmemesinin ve acılarına ortak olamayışımızın burukluğunu da ayrıca içimde yaşamaktayım. İnşallah bizden kilometrelerce ötedeolan bu kardeşlerimize ellerimizi uzatmayı Rabbim bizlere nasip eder..

Bünyamin Özgan

Kaynakça

  • Hazaralar’ın Tarihi- Abdullah Mohammadi
  • Hazaralar- Metin Yener
  • İsmaili Hazara Türkleri- Dr. Yaşar Kalafat
  • https://www.gzt.com/mecra/kendine-has-yasantilari-ile-afganistan-hazaralari-3470196