Almanya’daki Gurbetçiler ve Türkçe Rapte Gurbet Teması

Yıllar Süren Yolculuk

31 Ekim 1961’de Türkiye ile Federal Almanya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde, 1961’de
Sirkeci’den München Hauptbahnof’a kalkan ilk trenlerle beraber Türklerin gurbet macerası başladı.
Vatanlarından davul zurnalarla büyük bir coşkuyla gönderilenler bir nesil sonra ülkelerine bir kültür
getirdiler, işte o kültürün adı Hip-Hop’tı.

Vatanlarından büyük bir özenle, heyetler tarafından kontrollere tabi tutularak, eleme usulüyle
gönderilen Türkler, Almanya’da misafir işçi anlamında gelen ‘’Der Gastarbeiter’’ olarak adlandırıldılar.
Ama ne yazık ki gittikleri ülkede gecesini gündüzüne katarak çalışan bu insanlar, neo-naziler başta
olmak üzere çeşitli ırkçı grupların saldırılarına maruz kalmış, kaldıkları yurtlar kundaklanmış, cinayete
kurban gitmiş ve ibadetleri sırasında saldırıya uğramıştı. Bu ve benzeri uygulamalara genellikle ikinci
nesil maruz kalmıştı ve bu neslin sahip olduğu en büyük silah da Hip-Hop kültürünün sözlü dalı olan
rapti. İkinci nesil çocukluğunu tam anlamıyla sokaklarda geçirmişti bunun en büyük sebebi de
ailelerinin günde iki vardiya çalışmasıydı. Evde istediğini bulamayan çocuklar sokaklarda beraber vakit
geçirmiş, saldırılara beraber göğüs germeye çalışmıştı ve bunları yaparken de Almanya’ya Hip-Hop’ı
getiren Amerikan askerlerini görmüşler ve bu kültürün dertlerine derman olabileceğini
düşünmüşlerdi. Bundan sonra Hip-Hop’ın kolektif bilinci ile hareket eden gençler Berlin’de 36 Boys
adında bir çete kurmuş ve bu çete sayesinde seslerini spor, rap, sanat, moda gibi alanlarda
duyurmuşlar ve Avrupa’nın en büyük çetesi haline gelmişlerdi. Bu çetenin amacı gurbetçi gençleri
uyuşturucu başta olmak üzere kötü yol olarak tarif edebileceğimiz her türlü eylemden alıkoymaktı.

İlk Ürünler ve Serzenişler

Gurbetçi gençler etkinliklerini Berlin’de yoğun bir biçimde gerçekleştirirken, 1991 yılında
Nürnberg’den Alper Ağa takma adıyla bir gencin sesi yükseldi ve Türkçe rap’in ilk kayıt alınmış parçası
ortaya çıktı; ‘’Bir Yabancının Hayatı’’. Farklı etnik kökenden kişilerin oluşturduğu bir Hip-Hop
topluluğu olan King Size Terror üyelerinin İngilizce söylediği şarkıya Alper Ağa hem Türkçe hem de
İngilizce iki verse ile katkı yapmıştı. Bundan sonra Almanya’daki birçok Türk genci tarafından Türkçe
Rap icra edilmeye başlandı, bu isimlerin arasında Boe-B Fuat Ergin, Erci-E, Kabus Kerim, Bektaş, Killa
Hakan, gibi isimler vardı. Bu isimler Türkçe rapin bu günlere gelmesinde en büyük emeğe sahip olan
Hip-Hop emekçileriydi.

Türkçe rapin Almanya’da ortaya çıkmış olması dolayısıyla şarkılarda en çok kullanılan temaların
başında gurbet teması geliyordu. Öncelikle bu şarkılarda gurbet temasının yanında, ırkçılık, işsizlik ve
uyuşturucu gibi konular da işlenmiştir bunun en büyük sebebi de yazımızın önceki kısımlarında
belirttiğimiz gibi gençleri kötü aktivitelerden uzaklaştırmaktır.

King Size Terror’ün 1991’de kaydı alınan Bir Yabancının Hayatı parçasından sonra Cartel’in 1995’de
çıkarttığı Cartel albümüne kadar Türkçe Rap maalesef Türkiye’de ses getiremedi. Fakat Cartel
grubunun albümle aynı adı taşıyan Cartel parçası hem Avrupa’da hem de Türkiye’de kısa sürede
birçok kişi tarafından dinlendi. Parçanın klibinde gösterilen görüntüler, Türkler başta olmak üzere
Almanya’daki yabancıların çektiği sorunları ortaya koyuyordu. Şarkıda uyuşturucudan, şiddete, kara
para aklamadan, çevre sorunlarına farklı konular ele alınmış ve gurbette gençlerin çektiği sorunlar dillendirilirken Erci-E’nin söylediği ‘’Problemin çözümü bizde ve bende, yabancısın diye seni
ezemesinler’’ sözü şarkının amacını en iyi şekilde yansıtmaktadır.

Cartel’in bu büyük başarısından iki sene sonra İslamic Force adındaki gurbetçi grubunun ‘’Mesaj’’
albümü 1997 yılında piyasaya çıktı. Mesaj albümü Türkçe rapte gurbet temasını en iyi işleyen
albümdür diyebiliriz. Albümde, gurbetçi ailelerin fazla mesai saatleri, uyuşturucu, cinayet gibi konular
farklı biçimlerde işlenmişti. Albümün gözde parçalarından olan ‘’Gurbet’’ parçası ise gençlerin belki de
hiç görmedikleri memleketlerine olan özlemini anlatıyor ve tabiri caizse dinleyenlerin can damarına
basıyordu. Ayrıca, gençler anavatanlarında gerçekleşen kötü olaylara da sessiz kalmamış,
mezhepçiliğin insanların arasına çektiği duvarı da ‘’Canlardır’’ parçasında dile getirmişlerdir.
‘’Gurbetçi Çocukları’’ parçasının nakaratı hem Almanya’da hem de Türkiye’de dışlanan gençlerin
adeta bir serzenişi niteliğinde;

Türkiye’de Almancı Almanya’da Yabancı/ Gurbetçi Çocuğuyum Ben…/ Almancı Diyorlar
Yabancı Oluyoruz/ Biz Perde Arkası Yolumuzu Buluyoruz…

2000’den Sonra

2000’li yılların başından itibaren Almanya’da Türkçe Rap yapanlar arasında farklı bir bakış açısı daha
oluşmaya başlamıştı ve bu bakış açısına bağlı olarak Türkler yaptıkları müzikte savunma durumundan
saldırıya geçmiştir. Kısaca açıklamak gerekirse, rapin alt dallarından biri olan gangster rapteki sözlerle
beraber Türkler fiziki bir şiddet içerisinde bulunmasalar da şarkı sözlerinde dazlaklara karşı verdikleri
mücadeleyi sokak diliyle anlatmaya başlamışlardı. Buna benzer şarkılar genellikle Massaka,
Monstar361, Killa Hakan ve Defkhan gibi Türk Rapçiler tarafından dile getirildi. Fakat yazımızın ana
konusu gurbet teması olduğu için bu şarkılara değinmeden 2000 sonrasında Türkçe rapte işlenen
gurbet temasına değineceğim.

Günümüzde müzik hayatına devam etmeyen Bektaş’ın bu temada yazdığı birçok parça vardır fakat bu
parçalar Youtube hayatımıza girmeden önce internet ortamında yayınlanmış olduğu için bu
şarkılardan ulaşabildiklerimiz arasında sadece birkaç şarkı bulunuyor. Bu şarkılar Bektaş’ın 2001
yılında çıkartmış olduğu ‘’Mektup’’ parçası ve 2007’de Dekhan ile beraber çıkarttığı ‘’İki Arada Bir
Dere’’ adlı parçadır.

Defkhan çocukluğunun bir kısmını Hollanda’da bir kısmını Türkiye’de ve Almanya’da geçirmiştir ve şu
an yaşamına Almanya’da devam etmektedir, Defkhan’ın hayat tecrübesi ona gurbet hakkında
söyleyeceği birçok şey bahşetmiştir. Hem bu sebepten dolayı hem de Defkhan’ın gurbet temasını çok
farklı şekillerde işlemesinden dolayı yazımızda en çok Defkhan’ın parçaları üzerinde duracağız.
Defkhan yazımıza bahse konu olan temayı, ironik ve mizahi yönlerinden ele aldığı gibi, bu temayı hem
agresif hem de sitemkar bir şekilde dile getiriyor. Almanya’da Türkleri aşağılamak için kullanılan
‘’Kanak’’ veya ‘’Kanake’’ sözcüklerini hiç kimsenin beklemediği bir şekilde sineye çekiyor. Ona
Almanlar tarafından takılan bu sıfatı adeta onlarla dalga geçercesine sahipleniyor ve Geeflow ile
beraber yaptıkları ‘’Tam Kanak’’ adlı albümde ve albümle aynı ismi taşıyan parçanın klibinde
Almanya’daki Türk imajının yanlış anlaşılması ile dalga geçiyor. Defkhan’ın kendini anlatmak için ironiye başvurduğu parçaların başında ‘’Neredesin Def’’ geliyor. Parçada Almanya’da gurbetçi bir
rapçinin hayatını güllük gülistanlık yaşadığı anlatılıyor, her gün farklı yerlerde konserler veren,
bankada parası olan ve rahat bir hayat süren bu gurbetçi rapçi anavatandaki Türklere göre hayatın
sefasını sürüyor fakat tam böyle düşünmeye başladığımız zaman şarkının outro kısmında şunu
duyuyoruz;

Aklı kayganların, saçsız hayvanların, tatsız bayramların olduğu yerdeyim/ Haş, kokain, crack,
eroin gibi maddelerin damara dolduğu yerdeyim/ Doğduğum yerdeyim/ Ben hapis ve bu sisli
yolların donduğu yerdeyim/ Caddelerde koştuğum, polis peşimde korktuğum yerdeyim/
Yıllardır olduğum yerdeyim/ Ben Hitler’in bile kafayı bozduğu yerdeyim

Defkhan’ın 2010’da çıkan ve birçok kişiye göre Türkçe rapin en iyi albümlerinden olan ‘’Hayatım Bir
Battle’’ albümündeki Almanya parçası, bizlere gurbetçilerin çektiği, uyuşturucu, eğitim, şiddet,
katliam ve cezaevi gibi sorunları sadece 198 saniyede anlatıyor. Şarkıda bir belgeselden alınıp
kullanılan skit bölümü gerçekten çok etkileyici. Ayrıca Solingen katliamına da değinilmesi şarkının
derdini ve değerini çok iyi gösteriyor.

Kimden kalmış bu bağrı sürgün yer? Asfalta sert iniş/ Uzaktan al, gözüken içinde bambaşka
bir renk imiş/ Her bitiş yeni başlangıç değil, kusarsın anlatsam/ Yaşarsan başka bura, konuya
‘’Solingen’den’’ bakarsan

‘’İki Arada Bir Dere’’ parçası rape yabancı olan kişiler için dinlemesi belki de zor olabilir fakat bu şarkı
bir dolmuşluğun simgesi. Tamamen agresif ve sitemkar bir yapıya sahip olan bu şarkı adından da bir
nebze anlaşılabileceği üzere gurbetçilerin hem Türkiye’de hem de Almanya’da çektiği sıkıntıları
anlatıyor. Gurbetçilerin Türkiye’deki insanların sandığı kadar rahat bir yaşam sürmediğini anlatmanın
en etkili yollarından biri de bu denli agresif olmaktır belki de. Defkhan ve Bektaş gurbette çektikleri
sıkıntıların yanında Türklüklerini de kanıtlamak zorunda hissetmelerinden dert yanarken, bardağın
çoktan taştığını hepimize gösteriyorlar.

Belki gurbetin yolu düşer sana da bir kere/ İki kanak iki Türk; iki arada bir dere/ Bak, benim
dilim, kültürüm alman değil/ Ve senle beni ayıran sadece Balkan değil

Yazımızı Almanya’daki gurbetçilerin her zaman daha iyi şartlarda bir yaşam sürebilmesi ve
rapin yozlaşmasının sona ermesi dileğiyle noktalamadan önce, kendisini her zaman gurbette
hissedenler için Fuchs’un şu sözlerini hatırlayalım.

Her gece gurbette gibiyim/ Uyku bilmez yorgun bu bedenim/ Güneşi görmez oldu gözlerim/
Aklımı kaçırmadan hadi gidelim.

Ömer Faruk Sandıkçı