El Medinetü’l Fazıla Üzerine İnceleme

El Medinetü’l Fazıla, Farabi’nin ilgilendiği onlarca ilimden sadece biri olan siyaset felsefesi hakkındadır. Devletin ideal düzeni hakkında detaylı fikir yürütmüş, işin kökenine inmiş ciddi çalışmalar ortaya koymuştur. Allah’ın varlığının ve birliğinin tartışılmaz olduğunu, bu konuda delile dahi ihtiyaç olmadığını söyleyerek başlar eserine. Siyaset felsefesine geçmeden önce kitapta uzun uzun varlık felsefesini irdeler. Eserin ana maksadı olan siyaset felsefesi ise 12 fasıldan oluşur. 12 Fasıldan kısaca bahsetmem gerekirse burada toplumun oluşması, şehrin yöneticisi, erdemli toplum ve erdemli olmayan yani cahil toplum üzerinde durmuştur. Ayrıca Farabi bu bölüme devlet fikrini sorgulayarak başlar. İnsanlar neden bir devlet edinme ihtiyacı duymuşlardır? Bunu dört ana başlıkta inceler Farabi. Sonra insan topluluklarını sınıflandırır.

Eski Yunan’ın devlet telakkisi kendini korumaya ve idame ettirmeye yönelik iken Farabi’nin faziletli devlet önerisi giderek tüm insanlığı kuşatan erdem, adalet getiren bir yaklaşım ortaya koyar.

Her insan kendini devam ettirmek ve en üstün mükemmelliğini elde etmek için birçok şeye muhtaç olan bir yaradılışta varlığa gelmiştir. Bu sebeple insan başkalarının yardımına ihtiyaç duyar, kendi ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz. Dolayısıyla insanlar büyük, orta ve küçük olmak üzere üç çeşit topluluk oluşturur. Büyük toplum, oturulabilir dünyanın bütününde bütün milletlerin bir araya gelmesidir. Orta toplum, oturulabilir dünyanın bir parçasında tek bir milletin bir araya gelmesidir. Küçük toplum, herhangi bir milletin oturduğu topraklar üzerinde tek bir şehir halkının bir araya gelmesidir. Siyaset felsefesi bölümüne devleti sorgulayarak başlayan Farabi, insanların oluşturdukları topluluklar ile ortaya çıkan devlet fikrini iki şekilde ortaya koymuştur; faziletli olanlar ve olmayanlar. Erdemli devleti tam bir uyumla çalışan muhteşem bir bedene benzetir. Nitekim bedenin organları farklı yaratılışta olduğu gibi sahip oldukları güçler açısından da organlar arasında bir derecelendirme söz konusudur. Reis yani kalp sağlamsa vücutta sağlam olur buna göre. Amir organa benzetilen erdemli şehrin yöneticisi, rastgele bulunmuş herhangi bir insan olamaz. Farabi’ye göre yöneticilik iki şeyle olur; a) o insan, yaradılış ve tabiatı bakımından yöneticiliğe istidatlı olmalıdır, b) o insan, yöneticilikle ilgili iradi meleke ve tutumları kazanmış olmalıdır.

 Kişiliğinde doğuştan sahip olduğu on iki tabii özelliği birleştiren bir insan erdemli şehrin yöneticisi olabilir. Bu özelliklerden biri onun organları bakımından tam ve eksiksiz olmasıdır. O, kendisine söylenilen her şeyi iyi anlama ve idrak etme yeteneğine tabiatı gereği sahip olmalı. Anladığı, gördüğü, duyduğu idrak ettiği şeyi zihninde saklama yeteneğine sahip olmalı. Uyanık ve zeki olmalı. Bilgi edinmeyi, öğrenmeyi sevmeli, ona kendini vermeli. Tabiatı gereği doğruluğu ve doğru insanları sevmeli. Tabiatı gereği yemek, içmek ve arzularının peşinde koşmamalı. Yüksek ruhlu olmalı, şerefi, ululuğu sevmeli. Gümüş, altın ve benzeri cinsten dünyevi amaçlı şeyler onun nazarında değersiz olmalıdır. Tabiatı gereği adaleti ve adil kişileri sevmeli. Yapılmasını gerekli gördüğü şey konusunda azimli, kararlı, korku ve zaaf göstermeksizin cesurca onu gerçekleştirmelidir. Herhangi bir zamanda böyle bir insana rastlanamazsa, ancak daha önce bu şehirde yukarıdaki şartları taşıyan, kayda geçmiş, art arda hüküm sürmüş yönetici kişilerin koydukları kanunlar ve kurallar benimsenir. Farabi faziletli devleti uyumla çalışan muhteşem bir bedene benzetirken, erdemli şehre zıt olan şehirleri cahil şehir, bozuk şehir, karakteri değişmiş şehir, doğru yolu bulamamış şehir, yanlışlıkla içinde olan şehirler olarak tanımlamıştır.

Ahlâk ve siyasetin fizik ve metafizikle, hatta bilgi teorisi ve mantıkla ilişkisi arızi olmaktan uzak, zorunlu ve hayati bir ilişkidir. İşte Farabi’yi siyasete ilişkin bütün eserlerinde ciddi bir fizik, metafizik, psikoloji, mantık ve bilgi teorisi yapmaya ve öğretisini dört başı mamur, tutarlı, sistemli bir bütün kılmaya götüren ana neden budur. Erdemli toplumun nasıl olması gerektiği ile ilgili teoriyi ortaya koyarken de bunlardan yararlanmıştır.

Farabi bu eserinde metafizik, tabiat bilimleri ve siyaset felsefesi bağlamında, erdemli bir toplumu ayakta tutan dini /siyasi resimlerin dayandığı gerçek felsefî tasavvurları vermekte, eserinin son kısımlarında ise sahte felsefelerden beslenen bozuk/batıl inançlara temas etmektedir. Farabi’nin Tanrı, evren ve insana ilişkin gözden geçirilmiş son düşüncelerini içeren bir eserdir. 

Türk-İslam filozofu olarak adlandırılan Farabi, yükseköğrenimini o dönemin önemli merkezlerinden olan Bağdat’ta tamamlarken Aristoteles’in ve Platon’un eserlerini inceleyip düşüncelerinden etkilenmiştir. İşte bu eseri ortaya koyarken onların düşüncelerinin yansımalarını görebiliyoruz, özellikle Platon’un “Devlet” adlı eserinde. Bu eseri incelerken “erdemli şehir” nasıl ortaya çıkar, bunun üzerine derin düşünce ve önemli çalışmayı miras bırakmıştır. El Medinetü’l Fazıla bizlere ilk var olanın niteliklerini, diğer varlıkların nasıl meydana geldiği, varlıkların derecelerini, bunun organlardaki karşılığı, bir beden gibi işleyen şehri/ toplumu yönetecek kişisinin nitelikleri, şehir/ toplum türleri, her birinin güçlü ve zayıf yönlerini el alarak bizlere sunmaktadır.

Taha Çolakoğlu