İbnü’l Vefa’dan Sirkati Mekâna

Semt, ismini Zeyniye Tarikatı Vefaiye kolunun şeyhi Şeyh Muslihuddin Mustafa İbnü’l Vefâ‘dan almıştır. Fatih dönemi ulemasından Şeyh İbnü’l Vefa Konya’da doğmuş ve ilk öğrenimini (tahsil) bu şehirde gerçekleştirmiştir. Tasavvufla tanışması ise Edirne’de Tabakçılar İmamı Muslihuddin Efendi’ye intisap etmesiyle başlar. Sonraları eğitimine Zeyniye Tarikatı’ndan Abdüllatif Kudsi Hazretleri’nin yanında devam eder. Edirne’den sonra önce Konya’ya, ardından da Hicaz’a gider. Dönüşte Rodos’ta Rodos şövalyelerine esir düştüğü söylenir ve onu bu esir halinden Karamanoğlu İbrahim Bey kurtarır. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethedince Ebu’l Vefa Hazretleri İstanbul’a yerleşir. Ufak bir literatür taramasından sonra ise onu İstanbul’a bizzat Fatih’in davet ettiği de kayıtlarda yer alır.     Ebu’l Vefa Hazretleri burada (Vefa’da) -kendi adını taşıyan semtte- bir dergâh kurarak irşada başlar. Çok kısa zamanda ise bütün İstanbul’da halkın şeyhi olarak bilinip tanınır olur.

Semtin birçok simgesi vardır: Şeyh Vefa Külliyesi, Mimar Mehmet Ağa Camii, Şeb Sefa Hatun Camii ve Molla Gürani Camii semtin önemli yapılarından bir kaçıdır. Ayrıyeten Nurettin Topçu, Kemal Sunal gibi birçok ismin öğretmenlik yaptığı ve mezun olduğu Vefa Lisesi, tiyatrolara konu olmuş eski Cibali Karakolunun yerinde bulunan Cibali Lisesi, Atıf Efendi Kütüphanesi, Ekmekçizade Medresesi ve Recai Mehmet Efendi Sıbyan Mektebi gibi yapılar da eskiden beri ayakta kalanlardandır.  Türk futbol tarihinde bir zamanlar Süperlig’de mücadele etmiş takımı Vefa Spor da bu semtin sembollerindendir. Ama Vefa deyince akla ilk gelen Vefa Bozacısı’dır. Buranın hikayesi Hacı Sadık Bey’in 1870 yılında Arnavutluk’tan İstanbul’a göç etmesi ile başlar. O dönemde boza rağbet edilen bir içecek olması nedeniyle o da bu işe girer ama onu diğer bozacılardan ayrı kılan bozasının kıvam ve tat bakımından farklılığıdır. İlk zamanlar evinin altında imalat yaparak sarayın çevresinde satmaya başlayan Hacı Sadık Bey’in bu mirasını torunları devralmıştır. O tarihten beri var olan Vefa Bozacısı günümüze değin semtin simgesi olagelmiştir.

Bir zamanın türkücü ve Türkiye starı olma yolunda şehre gelenlerin adresi Unkapanı -o zamanki plakçılar çarşısı (İMÇ)- da Vefa semtinin simgelerindendir. Bugünse eski ihtişamından yoksun ve alışveriş merkezi kültürüne mağlup bir şekilde içi boş perdeci ve müzik aleti satan dükkânlarla dolu. Unkapanı’ndan Haliç’e doğru yokuş aşağı yürümeniz bile size bu semt hakkında kısa bilgi verebilir.

Semtteki unutulmuş ya da unutulmaya bırakılmış ve bir köşeye itilmiş manevi emanetlerden biri de Fatih zamanı yaşamış olan Nasrettin Hoca’nın torunu Hızır Bey’in türbesidir.  Ayrıyeten semtte adım başı çeşme de görülebilir lakin restore edilmedikleri için kullanılamaz durumdadır. Hatta bu çeşmelerden biri de Vefa Lisesi’nin karşısında bulunan cüceler için inşa edilmiş ‘’Cüceler Çeşmesi’’dir.

Benim de bu semtte yaşamama ve İstanbul’daki birçok yapıyı görmeme rağmen gidip göremediğim bazen varlığından habersiz olduğum koca koca yapılar arasında kaybolan yapılardan biri olan İMÇ’nin arka taraflarında kalan ‘’Ayın Biri Kilisesi’’dir. Vefa Ayazması veya Kilisesi olarak da bilinir. Her ayın 1’inde uzun kuyruklar oluşmaktadır lakin ayın 1’i dışında geldiğinizde ise kilise kapalı ve bomboştur. Belki de bundandır ününün çok yayılmamış olması. Lakin şunu bilmeliyiz ki uzak memleketlerden çoğu Hıristiyan sırf bu kilisedeki bazı ritüelleri gerçekleştirmek için buralara gelmektedir.

Bir zamanın ünlü ve seçkin Vefa’sı şimdi kurumaya yüz tutmuş durumdadır. Semtin o simgesel yapıları kocaman, estetik ve maneviyattan yoksun binaları arasında çürümeye terk edilmiştir. Bir zamanın o dolup taşan plakçılar çarşısı da alışveriş merkezlerinin cazibesinden yoksun olması hasebiyle günümüzün tüketim toplumunda kendi kaderine terk edilmiştir.

Ahmet Selçuk İlkan’ın bir şiirinde

‘’Umut bu şehirde artık marketlerin adı
Hayal kahvelerin
Sevda pastanelerin
Arzu sinemaların
Vefa nasılsa eskimiş unutulmuş bir semtin adı’’ diye bahsettiği o unutulmuş semt ve duygudur işte Vefa.

Hüseyin Cahit Şen