Sağlıklı Beslenme

Beslenme; büyüme, yaşamın sürdürülmesi ve sağlıklı olmak için besinlerin kullanılmasıdır. Beslenmede amaç sadece midemizi doldurmak ya da zevk almak değildir. Beslenmede temel amaç ihtiyaç duyulan enerjiyi yeterli miktarda ve doğru zamanda besinler yoluyla alabilmektir. Beden ve ruh sağlığının korunmasında beslenmenin ne kadar önemli olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Beslenme için hayatımızın başrolü diyebiliriz

Besin, canlı ve sağlıklı kalmak için organizmaların ihtiyaç duyduğu bir maddedir. Sağlıklı bir insan diyeti, birçok farklı türde besin içerir; karbonhidratlar, proteinler, lipitler (katı ve sıvı yağlar), mineraller, vitaminler ve su.

Sağlıklı beslenme ve suç işleme potansiyeli arasında bilimsel bir bağlantı gösteren ilk çalışmalardan biri olan çalışma, bulguların genel olarak popülasyona uygulanıp uygulanamayacağını görmek için genişletilme aşamasına girdi.

Oxford Üniversitesi’ndeki Bernard Gesch ve meslektaşları, HM Young Offenders Institution Aylesbury’den 230 genç suçluyu çalışmalarına kaydederek bilim dünyasına bir ufuk açtılar. Genç erkeklerin yarısı gönüllü olarak vitaminler, mineraller ve esansiyel yağ asitleri içeren haplar aldı, diğer yarısına plasebo veya sahte haplar verildi. Araştırmacılar, mahkumların her birinin hapları almadan önceki dokuz ay ve duruşma sırasında dokuz ay içinde işledikleri suçların sayısını ve türünü kaydetti. Gıda takviyeleri alan grubun, plasebo verilenlere göre % 25 daha az suç işlediğini buldular. En büyük azalma, % 40 düşen şiddet dahil olmak üzere ciddi suçlar içindi. Sahte hapları kullananlar için böyle bir azalma yoktu.

British Journal of Psychiatry’de yazan yazarlar,verilen besinleri değiştirerek yani  diyetleri iyileştirmenin toplumdaki suçları azaltmanın ve ayrıca hapishane nüfusunu azaltmanın uygun maliyetli bir yolu olabileceğini söylediler.

Bu çalışmalar geniş çapta çoğaltılırsa – ki olmaları gerekir – şiddetin, suçun ve antisosyal davranışların önemli bir oranını azaltmaya ve önlemeye yardımcı olacak basit ve insani bir yolumuz olabilir. Bu aynı zamanda toplumda da işe yaramalı çünkü mesele nerede yediğiniz değil, ne yediğinizle ilgili.

Benim de sıklıkla üzerinde durduğum, beslenmenin insanın kişiliği üzerinde ne denli bir etki yaptığı hala modern psikolojinin cevap aradığı konulardan biridir.

Modern bilimin aracılığı ile artık beslenmenin sadece enerji kaynağı olmadığını bilmekle beraber sinir bilimi mideyi apaçık ikinci beyin ilan etmiştir. Bizim karakterimizi etkileyen genetik ve çevresel faktörler vardır. İşte beslenme buradaki çevresel faktörlere girmektedir. Dolayısıyla karakterimiz üzerinde beslenmenin önemi tahmin ettiğimizden de fazladır. Beslenmenin hal ve hareketlerimiz ve kararlarımız noktasında etkili olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

İkinci beyin asıl beynimizle iki yolla iletişim halindedir. Kısacası sürekli olarak elektromanyetik hızda mesajlaşırlar. Seratonin nam-ı diğer mutluluk hormonunun %90′ u bağırsaklarda üretilip yukarı beyne iletiliyor. Halk arasındaki lafı bir miktar değiştirip “İnsanların kalbine giden yol midesinden geçer” diyebiliriz.

Beslenme tedavileri; ilaçların bile etkilerinin son derece az ve kısıtlı olduğu; depresyon, bunama, Parkinson ve kanser gibi hastalıklarda kullanılmaktadır.

İbn Haldun besinler ve kişilik gelişimi arasındaki ilişkiyi şöyle temellendirir;

“Çok fazla karışık gıda almak, vücutta kötü kokulara ve artıklara neden olur. Bunun sonucunda vücut dengesiz olarak gelişir ve şişmanlıktan dolayı renk ve şekil çirkin görülür.

Aynı şekilde bu gıdalardan oluşan bozulmuş ve kötü sıvıların beyne gitmesiyle aklın ve düşüncenin üzeri örtülür. Neticede anlayışsızlık, gaflet ve genel olarak bütün iyi hallerden sapma baş gösterir”²

Ibn Haldun’a göre besinlerin türü de insanın kişiliğini etkilemektedir.

Mütefekkirimiz, deve sütü ve etiyle beslenenlerin zorluklar ve ağır yükler karşısında sabır ve tahammül gösterdiklerini bu konuya örnek gösterir. Aynı zamanda bu kişilerin bağırsakları da develerinki gibi sıhhatli ve dayanıklıdır. Modern dönemde bu bir adım daha öteye taşımıştır.

Almanların çok sevdiğim bir atasözü;

‘’Du bist was du isst’’

Yani ‘’Ne yersen O’sundur.’’

İnsan çok kompleks bir yapıdır. Hala tam olarak her bakımdan çözümlemesi henüz yapılamamıştır. Günümüzde oldukça yoğun olarak tercih edilen Fastfood tarzı beslenmek de düşüncemizi davranışlarımızı hızlı ve sağlıksız kılar.

Beslenmemiz, nasıl düşündüğümüzü nasıl davrandığımızı bu denli etkilemektedir işte.

Bunca sağlıksız gıdayı bizi bu denli etkilediğinin farkında olduğumuz halde tüketmeye devam edebilecek mıyız?

Sosyal bir varlık olan insanın önce kendini tanımlaması, tanıması gerektiğine inananlardanım. Farkında mısın kendini ne kadar tanı(ma)dığının?

Şimdi kim olduğunuzu tanımlayabilmek için yediklerinizi tekrar gözden geçirin.

Sahi sen kimsin?

Hatice Gürsul

Kaynakça;

BBC NEWS, Tuesday, 25 June 2002