İlginç Vakıflar

Kışın akşamları köyde ailecek yapılan sohbetleri bilirsiniz. Evin en büyüğü olan dedeler, hikâyeler anlatır biz de sobanın yanında oturur ve çayımızı yudumlarken onu pür dikkat dinlerdik. Çok zaman şöyle dediğini işitmişizdir, ‘eskiden her şey güzeldi şimdi ise dünya çok değişti’. Evet eskiden çok güzeldi her şey, neden mi?

Şimdi sizleri eskilere yani bundan bir asır önce bu topraklarda varlığını sürdürmüş olan bir devlete yani Osmanlı devleti zamanına götüreceğim. Osmanlı devletinde var olan bazı güzellikleri önünüze sunmak istiyorum.

Düşünün bir kış günü akşam namazınızı kılmak için Valide-i Cedid Camii’ne gidiyorsunuz ve abdest almak için suyu açacağınız sırada omzunuza birisi dokunuyor ve ‘Sıcak su ister misiniz?’ diye soruyor. Siz kendi kendinize bu kim acaba diye düşünürken o kişinin yakasındaki karta gözünüz ilişiyor;

‘Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Eden Vakıf Görevlisi’

Bir gün Fatih’in sokaklarında gezerken tarihi bir çeşme gördüğünüzü varsayalım. Çeşmenin yanından geçerken, çeşmenin üzeri yazılar ve karalamalarla dolu olduğunu gördünüz. İçinizden de ‘keşke böyle olmasaydı, temizlense ve eski haline dönseydi’ diye söylendiniz. Bir gün yine o çeşmenin yanından geçerken bakıyorsunuz ki o çeşmenin üzerindeki yazılar, birisi tarafından siliniyor. Silen kişiye yaklaşıp yakasındaki karta bakıyorsunuz;

‘Duvar Yazılarını Silen Vakıf Görevlisi’

Elinde avucunda olmayan fakir birisi olduğunuzu düşünelim. Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var ama çeyizi maalesef yok. Bir gün akşam yemeğini yerken kapınız çalınıyor ve gelen kişilerin ellerinde danteller, çeyizlik havlular vs. olduğunu görüyorsunuz. ‘Bunları size getirdik diyorlar’. Kim olduklarını sorduğunuzda ise;

‘Kızlara Çeyiz Hazırlayan Vakıf Görevlisi’

Mahallenizdeki camiye öğle namazını kılmaya gidiyorsunuz. ‘Acaba kaç dakika kaldı’ diye caminin duvarına asılı saate bakıyorsunuz fakat saat bozulmuş. Yine bir gün camiye gittiğinizde saatin bozuk olduğunu unutarak yine ezana kaç dakika kaldı diye bakıyorsunuz ama bu sefer saatin çalıştığını görüyorsunuz. Namaz çıkışı saati kimi tamir ettiğini İmam Efendiye soruyorsunuz ve aldığınız cevap;

‘Camilerdeki Saatleri Tamir Ettiren Vakıf’

Çocuğunuzun ödevlerini incelerken yazısının ne kadar kötü olduğunu düşünüyorsunuz. Her akşam evde güzel yazı yazması için antrenmanlar yapıyorsunuz ama olmuyor. Artık yapacak bir şey yok diyorsunuz ve bu konu üzerinde durmuyorsunuz. Sonra bir gün çocuğunuzun ödevlerine bakarken yazısının güzelleştiğini görüyorsunuz. Okula gidip öğretmenine bunu kimin sayesinde olduğunu sorduğunuzda aldığınız cevap;

‘Güzel Yazı Öğreten Vakıf’

Şu an ben sayısız vakıf içinden sadece beş tanesini saydım. Bir medeniyet devleti olan Osmanlı’da bundan başka bir sürü vakıf var. Bazılarını saymak gerekirse;

Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı, Hastalara Evinde Bakma Vakfı, Kadın Sığınma Evi Vakfı, Sıcak Pide Dağıtma Vakfı, Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı, Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı, Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı, Helalleşme Vakfı, Hıristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı, İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı, Yoksul Mahkûmlara Harçlık Verme Vakfı, Güvercin Hane Yaptırma Vakfı, Leylekleri Koruma Vakfı, Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı, İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı, İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı, Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı, Şehir Estetiğini Koruma Vakfı…

Kim bilir, belki de dedelerimizin ‘eskiler daha güzeldi’ demelerinin sebebi de bu vakıflardı. İnsanlar arasındaki dayanışmayı arttıran ve toplumun birlik ve beraberlik içerisinde tutan bu tür vakıflar insanların hayatını da daha güzelleştirdiğini söyleyebiliriz. Bu güzel birlik ve beraberlik havasına şu an günümüz dünyasının o kadar çok ihtiyacı var ki… Kim bilir bu yüzden dedelerimiz sürekli ‘eskiden hayat daha güzeldi’ diyor. Haklılardı da… Karşı komşumuzun yoksulluktan kendisini astığı, sabah işe giderken kapımızın önünde bir evsizin açlıktan ve soğuktan donarak öldüğü bir dünyaya kim güzel diyebilir?

Hangi insan bu dünyayı özler ki? Atlarla, develerle 30 günde varacağımız yerlere artık 1 saatte varabiliyoruz, 10 işçinin yapacağı bir işi artık 1 işçi yapabiliyor ama şu an kaç insan çevresinde olup bitenlerin farkında? Kaç kişi karşı komşusunun halini ve durumunu biliyor? İşte Osmanlı, bu halleri görerek ve hissederek yüzlerce vakıf kurmuş ve insanlara, hayvanlara karşı yardımı eksik etmemiştir.

Umudumuz ve temennimiz bu vakıfların bu güzel ülkede artması ve çoğalmasıdır. İşte o zaman daha mutlu, yaşanılabilir, birlik ve beraberliğin olduğu bir ülke görebiliriz. Bunları gördükçe bu ülke de maddi ve manevi huzurun artacağını söyleyebiliriz.

Bünyamin Özgan

Kaynakça

İlginç Vakıflar- Vakıflar Genel Müdürlüğü Yayını