Bir Sokak, Yoksul İstanbul’dan

Kirazlı Mescit Sokağı; İstanbul’un kadim yüzü vefa semti ile Süleymaniye arasında dar geçitlere ulaşan bir sokak. Adını 1536 yılında imar edilen “Kirazlı Mescit”ten alan sokak 480 yılı aşkın bir tarihe şahitlik ederken günümüzü de tüm canlılığıyla yaşamaktadır. Vakfiyesinde ve mescit girişinde yer alan bilgilendirmede ifade edildiğine göre mescit 1536 yılında Karcı Süleyman Subaşı tarafından yaptırılmıştır. Banisi sebebiyle “ Süleyman Mescidi” veya “ Karcı Süleyman Camii” isimleri ile de bilinir. Geçtiğimiz yıllarda aslına uygun restorasyon çalışmasının ardından yeniden ibadete açılan mescidin insana huzur veren tatlı, şirin bir bahçesi bulunmakta. Yolunuz düşer de uğrarsanız bir nefes almak için fevkalade yerinde bir durak olacaktır. 

Süleymaniye Camii’ne uzanan sokaklardan biri olan Kirazlı Mescit; tarihimiz içerisinde mütevazi bir sükunet ile oturmaktadır. Vefa, Vezneciler, Süleymaniye, Beyazıt ve Haliç’e uzanan Küçükpazar arasında ufak bir transit görevi gören sokak; aynı zamanda önemli bir köşe taşı vazifesini de ifa eder. Hali hazırda İstanbul Üniversitesi öğrencilerinin ve civarda bulunan tekstil çalışanlarının daima ayak bastıkları bir sokaktır.

İstanbul’u yaşayan ve anlatan; tek başına geçmişten günümüze bir İstanbul fotoğrafı mahiyetine sahip güzide bir güzergah üzeredir Kirazlı Mescit Sokağı. Üzerinde hem eski İstanbul deyince zihnimizde canlanan ahşap köşk ve evleri görürüz hem de 70’lerden kalma beton yapıları. Bir kolu Kayserili Ahmed Paşa Sokağı’nın rengarenk konaklarına değer, bir kolu Süleymaniye Medresesi’ne ulaşırken, sokağın sonunda boğazın serinliğine merhaba diyeceğimiz Haliç’e bir geçiş buluruz. Yürüyüp, boyunca ilerleyince ticaret hanlarında harıl harıl çalışan tekstil esnafını görürken; elinde kitapları gülerek geçip giden Üniversiteli gençlerin sesi karışır kulaklarınıza. Bir yanda bu memleket sesleri yer alırken bir yanda “ How can I go to Sultanahmet” diyen bir turist çıkabilir karşınıza.  

Sokağın adına yazılmış bir romanda Said Nursi’nin bu sokakta oturduğu evde geçirdiği günler anlatılır. Kirazlı Mescit; İstanbul’un kuruluşundan beri bulunduğu yerde ağırladığı pek çok sakini yanında Said Nursi’ye de ev sahipliği yapmıştır. Doğrulaması yapılamamış olmakla birlikte İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın dedesi olarak bilinen Ali Kemal’in de bu sokakta ikamet ettiği söylenmektedir. Bu ilginç kesişimler sokağın geçmişten bugüne tanıklığına hoş bir örnek oluşturuyor. 

Öğrencilik yıllarımızda defaatle yürüyüp geçtiğimiz sokağın her zaman insanın kulağına fısıldar gibi İstanbul’u anlattığını düşünmüştüm. İstanbul Üniversitesi Yabancı Diller Yüksek Okulu burada yer aldığı için yabancı dilde hazırlık okuyan öğrencilerin daima geçtiği bir sokak. Üzerinde iş yerleri, kitapçı, farklı STK’lar barındıran küçük bir sokak. Aynı zamanda şehirleşme sancılarının ilk vechelerine şahitlik etmiş, bu izleri hala taşıyan bizi bugüne getiren bir sokak. Tarihi ahşap evlerinin arasında durmadan çalışan işçileri gördüğünüz bir han, sokağın sonunda bin bir farklı ülkeden göçmenin yaşadığı Küçükpazar bize hep bir başka sayfa açıyor. Bir yerde Osmanlı’dan kalma sebil bir çeşme sizi karşılarken birkaç adım sonra artık neredeyse herhangi bir taş yığını gibi görünen bir kalıntı Roma’yı karşınıza çıkarıyor. Sağlam kocaman taşlarla örülü Süleymaniye Medresesi’nin, Yazma Eserler Kütüphanesi’nin bizi karşıladığı sokakta kadim geçmişi ile var olan İstanbul Üniversitesi’nin modern öğrencilerini görüyoruz. Hülasa Kirazlı Mescit o güzel İstanbul’u acı tatlı tüm hikayesi ile anlatıyor bizlere. 

1977 yılında Ataol Behramoğlu tarafından dile gelmiş şu dizeler bize Kirazlı mescit için bir son söz olsun: 

“… Kirazlı Mescit Sokağı,

  Bir sokak, yoksul İstanbul’dan

Aklımda bu dizeler 

Geçtim bir ikindi üstü ordan.”

Abdussamed Yunus Çağlıyan