”Düşünmek” Mefhumu

İnsanoğlu yaratıldığı andan itibaren sürekli bir düşünme faaliyeti içerisindedir. Düşünmek onun en zarurî ve vazgeçilmez özelliklerinden biridir. İşte insana özgü olan bu faaliyet, tarih boyunca her zaman merakı celb eden bir mefhum olmuştur. Devamlı düşündüğümüz, içinde olduğumuz şeyin nasıl gerçekleştiği; düşününce başa ne haller geldiği, eylem olup olmadığı gibi konuların yanı sıra düşünmenin mâhiyeti de sorgulanmış, tartışılmıştır. Bu mefhuma verilen anlamlar üzerinden de bir dünya görüşü oluşturulmaya çalışılmıştır.

Bu konuda müstakil eserler de kaleme alınmıştır. Bunlardan bir tanesi, Kıta Avrupa felsefecileri ve varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden olan Alman filozof Martin Heidegger’in “Düşünmek Ne Demektir?” isimli kitabıdır. Bu eserinde Heidegger düşünme üzerine düşünme, yani düşünmenin kodları üzerine düşünme yapar. Burada düşünmeyi mentalite üzerine kurar. Kendi deyimiyle “içimizde sahip olduğumuz nesnelere dair tasavvurlar” yoluyla düşünme işlemini gerçekleştiririz. Bunun yanında Heidegger kavramsal bir felsefeci olarak insanın kavramlarla düşünülebileceğini ifade eder. Burada bir nevi varlığı da dile indirger. Nitekim meşhur “dil, varlığın evidir” sözü buna delâlettir.

Heidegger’in bu açıklaması dışında, düşünmek mefhumu üzerine; amacı evreni, doğayı, insanı açıklamak olan felsefenin bazı alanlarında da rastlarız. Nitekim felsefede kendilerine alan bulmuş olan idealistler ve materyalistler kendi dünya görüşlerine uygun bir düşünme tanımı ve bu tanım üzerinden düşünmeye işlevler yüklemişlerdir. Evreni bizim düşüncemizden ibaret gören idealizmin, üzerine kurulu olduğu alan Platon’un idealar kuramıdır . Platon ise düşünceyi ruhun fonksiyonu olarak görür. İdealizme taban tabana zıt diğer bir felsefe alanı olan materyalizm ise evreni, idealizme karşıt bir görüş olarak, düşüncemizin dışında var olan gerçek şeylerden ibaret görür. Onlara “düşünme, insana nereden gelir?” diye sorarsak, insan düşünüyor çünkü onun bir beyni vardır ve düşünce beynin ürünüdür, diye yanıt alırız .

Düşünmek mefhumuna İslami bir pencereden bakıldığında Kur’an-ı Kerim’in bu kavrama çokça vurgu yapıldığı görülür. Ayetlerde Allah, devamlı olarak insanları düşünmeye sevk etmiştir. “… Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler…” Gözünü semaya çevirip düşünen insan bir sonuca ulaşır; Allah’ı hatırlar. Burada insan düşünmeye sevk edilirken aslında bir şeyleri idrak etmesi, bilmesi istenir. Zira bildiği şeyleri sonrasında eyleme geçirmesi için bu gerektir.

Sonuç olarak tarih boyunca insanlar düşünmek mefhumu üzerine her zaman düşünegelmişlerdir. Dolayısıyla farklı farklı anlamlar atfedilmiştir. Kanaatimizce bu merak celb eden kavram üzerindeki -mâhiyeti, nasıl gerçekleştiği vesâir- görüşler bir amaca hizmet eder görünmektedir. Zira verilen anlamlar üzerinden bir dünyaya bakış inşası mevzubahistir.

Büşra Oruç

Kaynakça

1)Martin Heidegger, Düşünmek Ne Demektir?(Dergah Yayınları)

2)Georges Politzer, Felsefenin Başlangıç İlkeleri.(Sol Yayınları)