Bitcoin ve Blockhain Teknolojisi

2008 yılında ABD’de ev kredi sisteminin (mortgage) çökmesiyle ABD, Birleşik Krallık ve İzlanda başta olmak üzere, kısa zamanda bütün Avrupa’yı da etkisi altına alan bir ekonomik kriz yaşandı. Bu krizde insanlar evlerini, paralarını, yatırımlarını kaybettiler. Ama bir kesim vardı ki bu krizden etkilenmeden çıktı: Wall Street yatırımcıları. Sırtını devlete dayayan “para babaları” bir kayıp yaşamazken sıradan vatandaşların böyle ağır bir faturayı ödemesinden rahatsız olan bir grup “özgürlükçü”, tartıştıkları forumda “Finans ve bankacılık alanında merkez olan devletleri aradan çıkarırsak krizlerden de fırsatlardan da herkes aynı oranda etkilenir.’’ diyerek Bitcoin’in temellerini atmaya başladılar.

Satoshi Nakamoto bu fikirleri temel alarak 2008 yılında bir makale yayınladı. Bir sanal paradan bahseden Nakamoto, elle tutulmayan, altına bağlı olmayan, devlet kontrolünden uzak elektronik bir sistem kurmayı amaçlıyordu. Dünya üzerinde paralar genellikle altına dayalı basılırken, Bitcoin matematiksel formüllere dayanarak üretilmeye başlandı. Özellikle iki taraf arasındaki finansal işlemlerde aradaki aracıyı -özellikle de devletleri- sistem dışına atmayı planlıyordu. Sistemi ana hatlarıyla özetleyen Nakamoto, yazılımcı ve kriptograflardan kendisine yardımcı olmalarını istedi ve bir ekip kurdu. Kurulan bu ekip veri tabanları üstünde yeni bir şifreleme sistemi geliştirdi. Blockhain adı verilen bir veri depolama sistemi kurdular. Klasik veri depolama sistemlerinden farklı olarak verileri bloklar halinde şifreledikten sonra her bloğu da birbirine şifreleyerek güvenliği artırdılar. Sistem ana hatlarıyla hazırdı. Nakamoto 21 milyon Bitcoin üretti ve bu sayıda değişikliğe gidilmeyeceğini belirtti. Böylece her krizde para basıp sistemi kontrol eden devletler gibi bir kontrol mekanizması olmadı.  Merkeziyetsiz olan bu sisteme, dünyanın her yerinden kişiler katılarak sistemin işleyişini ayakta tutmak için çalışmaya başladı. ABD’den Rusya’ya, Afrika’dan Japonya’ya kadar bilgisayarı olan herkes veri denetiminde görev alabiliyor. Şifreleme işinde çalışan kişilere madenci adı veriliyor. Madenciler, verileri şifreleyip, sistemdeki şifreli Bitcoinlerin şifrelerini çözerek piyasaya arzını sürdüren kişilerdir. Böylece sistemin çalışması için herhangi bir yapılanmaya gerek kalmadan bilgisayarı olan herkes, bu sistemin işleyişinde görev alabiliyor. Sisteme bildirilen problemlere madenciler arasında oy birliği ile karar veriliyor. Dünyanın bir çok yerinde dağılmış ve birbirlerini tanımayan on binlerce kişinin oylamasıyla kararlar verildiği için manipülasyona uğrama ihtimali de düşüktür. Satoshi Nakamoto sistem tamamlandıktan sonra kendine ait olan bir milyon bitcoini alarak ortadan kayboldu. Kim olduğu hala bilinmemektedir.

Sistem kuruldu ve bütün dünyaya duyuruldu. Artık özgürlük zamanıydı.

Bitcoin ilk üretildiği zaman insanların ilgisi çekmeyi başaramadı. Kullananlar daha çok yazılımcılar ve yasa dışı iş yapan kişilerdi. İzi sürülememesinden dolayı kara para aklamada, uyuşturucu ticaretinde, silah kaçakçılığında kullanmak için bulunmaz bir araçtı. Daha sonra kullanımı artmaya başlayınca Bitcoinin insanlığa sunduğu “nimetler” yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı. Otokratik ve diktatör devletlerde vatandaşlar paralarını Bitcoin aracılığıyla koruyabiliyordu. Bankacılık başta olmak üzere birçok alanda kullanımı yaygınlaştı. Örneğin;  klasik bankacılıkta, haftanın beş günü ve belli saatlerde para transferi yapabiliyorken, Bitcoin kullanarak 7/24 para transferi yapılabiliyor. Üstelik bankalar yurt dışı para transferlerinde birçok protokol uygulayıp ücreti de buna göre belirlerken, Bitcoini ile devasa paralar 1-2 $ ücret ödenerek dakikalar içerisinde yollanabiliyor. Bu ve benzeri işlemlerin cazibelerini gören insanlar yavaş yavaş Bitcoini kullanmaya başladılar. Kullanımı artınca farklı teknolojiler ve projeler ortaya çıkmaya başladı. Akıllı kontratlar, gizlilik, hızlı para göndermek gibi birçok alanda kullanılmaya başlayınca, Bitcoinin fiyatı da artmaya başladı. Piyasaya ilk çıktığı zaman centlerle alınan Bitcoin 20 bin dolara kadar çıktı. Güvenilirliği ve gizliliği anlaşılınca bir yatırım aracına dönüşen Bitcoinin alınıp satılması için borsalar kuruldu. Hatta Bitcoin haberlerini yapan “kripto gazeteciliği” alanı oluşturuldu. Nakamoto’nun kurmuş olduğu, elle tutulmayan, gerçekten var olmayan  ve yazılımsal olarak 1 ve 0 lardan ibaret olan Bitcoin,  görüldüğü üzere birçok alana yayılmış durumda.

Piyasaya ilk çıktığı zaman “balon” olarak tabir edilen Bitcoin, yaşanan gelişmelerle birlikte artık devletlerin gündemini ciddi derecede meşgul etmekte. Yüksek meblağlardaki paraların bu piyasada dönmesi ama yapısı gereği takip edilememesi ve vergilendirilememesinden rahatsız olan devletler Bitcoin karşısında ne yapacaklarına tam karar verememiş durumdalar. Kullanımını kabul eden devletlerle birlikte kullanılmasını istemeyen devletler de bir hayli fazla. Şu an durumu hakkında tam karar verilemeyen Bitcoin, gündemimizi uzun süre daha meşgul edeceğe benziyor.

Muhammed Melih Özen