Modern Kolezyum ve Fijitalleşme Çağının Öncüleri

Yazının önceki bölümünü okumak için..

Bir “Tanrı” ve o “Tanrının Çağı” olarak ele aldığımız fijitalleşme bahsinin 3. yazısından biraz da stratejik erteleme1 yaptıktan sonra selamlar, sevgiler ve saygılar. Stratejik erteleme yapmamın nedeni aslında içerisinde bulunduğumuz sürecin biraz daha ilerlemesini beklemekten kaynaklanmaktaydı. İçerisinden geçtiğimiz süreç ilk iki yazımızda bahsettiğimiz üzere teknolojiyi kendi tekelinde bulunduran elit kesimin insanları yönlendirmeye çalıştığı, uzman doktorlar misali salgının durumu ve seyri hakkında çarpıcı bilgiler, bitiş tarihine dair birtakım takım bilgiler verdiği bir dönem olarak gelişti.

Yine içerisinde bulunduğumuz süreç içerisinde ilk yazımızda bahsettiğimiz “yaratılışa hükmetme”2 meselesinin daha çok gündeme geldiği bir süreç olarak gelişmiştir.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Önceki yazımızda bahsinde bulunduğumuz insan tipolojileri dinler tarihinde bazı görevler üstlenmektedirler. Bu tipolojiler içerisinde yer alanların bazıları iyi olmakla (salih/muttaki/muvahhid) birlikte bazen de tevhid dinini yıkmak adına görev üstlenmiş tipolojilerde (haman/karun vb.) bulunmaktadır. Tevhid dininin Kur’an-ı Kerim de anlatılan kıssalarından görmekteyiz ki insanlara tevhid dinini tebliğ için peygamberler, salihler ve muttaki olanlar üstlenmiştir. Tevhid dinine karşı savaş teklifinin tebliği ise her zaman firavunlar, hamanlar, karunlar ve büyücüler tarafından yapılmıştır.

Önceki yazılarda bahsinde bulunduğumuz fijital tanrı’nın da elbetteki dinini tebliğ için hamanlar’ı, karunlar’ı ve büyücüleri bulunmaktadır. Fijitalleşme çağına doğru geçişin hızlandığı şu günler içerisinde bu hamanlar, karunlar ve büyücüler tarafından üzerimize yoğun bir şekilde infodemi uygulanmakta ve uygulanan bu infodemi bizi derin bir algı yönetiminin içerisine itmektedir. İçerisinde bulunduğumuz bu süreci derinleştirenler Musa (a.s) döneminde firavunun ilahlığını ve erk’ini devam ettirmek üzere rol üstlenmiş olan haman ve karun misali günümüzde rol üstlenmektedir.

İçerisinde bulunduğumuz bu süreci “karunsal” uygulamalar ile değerlendirecek olursak; çağın karunları tarafından alışveriş kültürümüzün, tüketim alışkanlarımızın, yeme alışkanlıklarımızın değiştirildiği ve hatta para kullanma biçimimizin değişik bir düzlem içerisine doğru bir çığ misali devrildiği bir dönemi yaşamaktayız. Yani günümüz karunlarının elinde tuttuğu borsalar/sektörler ile çok anlık ve derin oynamalar yapması insanoğlunu yeni bir neo-kapitalizm içine itmektedir. Blockhain (kripto para) olarak bildiğimiz kısmen yeni sayılacak para biriminin son üç yılın zirvesini görmesi ya da online ödeme sistemlerinin birçoğu bu süreç içerisinde kripto para ile ödemeleri kabul etmesi süreci daha net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Rabbimizin Musa (a.s)’ı gönderdiği insan tipolojilerden birisi olan “haman” aslında o dönemki görevlerine benzer olarak bugün de benzer görevleri üstlenmektedir. O dönemde Firavundan sonra gelen kişi olduğu düşünülen haman; o çağın tanrısı olan Firavun’un erk’ini devam ettirme çabası olduğunu bilmekteyiz. Bu insan tipolojisinin fijitalleşme çağında da aynı görevi üstlendiğini çıkarımını rahatça yapabiliriz. Yukarıda bahsettiğimiz üzere amacı insanı Allah’a kulluktan sahte ilahlara kulluğa tebliğe zorlayan hamanlar, fijitalleşme çağında da bunu içerisinde bulunduğumuz salgın üzerinden elde etmeye zorlamaktadır. Fijitalleşme çağının hamanları; uzman doktorlar misali salgının durumu ve seyri hakkında çarpıcı bilgiler, bitiş tarihine dair birtakım takım bilgiler vermektedir.

Özetle tüm bu yaşanan gelişmeler doğrultusunda ve içerisine iyice itilmek istendiğimiz fijitalleşme çağı; Antik Roma da bulunan “Kolezyum”a dönmüş haldedir. Kolezyum içerisindeki gladyatörlerin vahşi hayvanlarla mücadelesini izleyen seyirciler ise bundan büyük haz almakta, parça parça edilen bir insanı seyrederek hazlarını karşılamaktaydılar. Bunun benzeri ise bugün fijitalleşme çağı ile birlikte hayatımızın merkezine oturmuş, haman ve karunları tarafından sanal mecralar içerisinde oluşturulmuş olan “sanal kolezyum”lardır. Modern kolezyum da vahşi hayvanların acımasız pençe ve keskin dişlerinin yanı sıra bugünün “klavyeleri” yer almaktadır.3

Sanal kolezyumları İsmet Özel’in tasvirine benzetmek gerekirse; Cin’ler bahçesindeyiz adeta…

“Burada bir insan kokusu var”
“İnsan kokuyor buralar”
“İnsan var”
Cinlerle yıllarca beraberliğin verdiği pişkinlikle
Hatta biraz azarlar gibi cevap veriyor Yusuf:
“Bu bahçede benden gayri insan ne arar”
“Kokuysa sizin dişleriniz arasından geliyordur”
“Kaç insan parçaladınız acaba?”4

Peki, salgının etkilerine bağlı olarak yaşanacak değişimden dünyanın ve İslam toplumunun beklentileri olmayacak mı? Böyle bir sürecin sonunda tabii ki beklentilerin olması doğaldır. Bunlar büyük oranda temennilerle sentezlenmiş beklentiler olacaktır. Müslümanların konuya dair tutumu ise bu konu üzerine yoğunlaşma, bu sahte tanrıların ve ortaya koydukları erkleri reddetmek olmalıdır. Konuyu İngilizce de yer alan güzel bir deyim ile bitirmek istiyorum. “Elephant in the room” deyimi görmezden gelinen aşikâr gerçeği veya kimsenin konuşmak istemediği önemli sorunlar olduğunda kullanılmaktadır. Lakin içerisinde bulunduğumuz durum bize gösteriyor ki bu konuları en fazla biz Müslüman bireylerin araştırması, anlaması, konuşması ve anlatması olmalıdır. Kısaca fil’i ilk önce bizim görmemiz gerekiyor.

Mesela insanın kendine ve doğaya yönelik yıkıcı hareketliliğinin yavaşlaması, vahşi küresel kapitalizmin yol açtığı eşitsizliklerin nötralize olması, gıda güvenliği ve sağlık hizmetleri hususunda güvenilir ve yeterli sistemlerin kurulması, kamu sağlığı hususunda güçlü politikaların geliştirilmesi, bireysel ve toplumsal yaşamdaki önemli sapmaları rehabilite edebilecek insaniliğe dönüşü ifade eden değerlerin hatırlanması, fijitalleşme olarak tasvir ettiğimiz bu çağın Müslümanların elinde doğru taraflara, insanlığın faydasına kullanılması gibi hususların gerçekleşmesi biz Müslümanların öncülük etmesi gereken hayati durumlardır.

Biz de sözlerimizi, İslam ulemasının geleneğine uyarak tamamlamak istiyoruz. Bu yazı da isabetli, iyi, güzel ve doğru olan ne varsa Allah’a aittir; yakışıksız, isabetsiz ve yanlış ne varsa şahsıma aittir.

Her şeyin en doğrusunu Allah bilir.

Mustafa İsmet Başboğa

Dipnotlar

1Ayrıntılı bilgi için bkz. Adam Grant/Orjinaller

2Ayrıntılı bilgi için bkz. https://sanalmecmua.com/2020/04/25/21-yuzyilin-sanal-tanrisi-fijitallesme/

3 Hüseyin Acarlar/Kolezyum

4İsmet Özel/Bir Yusuf Masalı – 4.BAB