Moğolların Meryem’i ve Kanlı Kilise


Kuşaklardır tarihe tanıklık eden Balat, göz kamaştıran mimarileri ve eski İstanbul’dan günümüze kalabilen derme çatma evleriyle, son zamanların en revaçta olan semtlerinden biri. Bilhassa fotoğrafçıların uğrak noktası haline gelmiş olan bu semt, öyküsünün diğerlerinden ayrıldığı bir kiliseyi de içinde barındırıyor: Azize Meryem Kilisesi ya da halk diline pelesenk olan ismiyle Kanlı Kilise. İlk duyduğumda hem ismi hem de tarihi bir hayli merak uyandırmıştı. O zaman şimdi hüzünlü hikayesiyle ve aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet’in fermanıyla korunan bu kiliseyi gelin beraber inceleyelim.

Henüz yedinci yüzyılın başlarında, Bizans imparatorunun kızı tarafından İstanbul’da bir manastır inşa edilmiştir. Fakat var olan çalkantıları daha da arttıran Haçlı Seferleri ile birlikte şehri ele geçirenler tarafından bu manastır harabeye dönmüştür.1261 yılında Bizanslılar tarafından şehrin yeniden ele geçirilmesiyle birlikte, bazı ufak düzenlemelerle daha basit ve tek katlı bir biçimde manastır tekrar inşa edilmiştir. Ancak Anadolu’ya karşı düzenlenen Moğol akınları, Bizans İmparatorluğu’nun askeri ve maddi gücünü zorlamaya başlamıştır. Bu durumun önüne geçebilmek adına yapılacak olan belliydi: Düşmanınla kız alıp vererek akrabalık kurmak ve bu sayede ilerlemelerini durdurmak.

Öyle de oldu. 1281’de İmparator VIII. Michael’ın gayrimeşru kızı Maria Despina Palaiologina Moğol imparatoru Hülagü’ye, çeyizi ve çeşitli hediyelerle birlikte gelin olarak yollandı. Diplomatik bir oyunda adeta bir oyuncağa dönüşen Maria için olacaklar bu kadarla sınırlı değildi. Zira evlendirilmek üzere anlaşılan Hülagü, Maria daha Moğolistan’a ulaşamadan vefat etmişti. Bunun üzerine talihsiz kadın, Hülagü’nün tahta geçen oğlu Abaka Han ile evlenmek zorunda kalmıştır.

Bizans prensesi geçirdiği gurbet süresince dine yönelmeyi seçmiştir. Varlığını Tanrı’ya ve İsa’ya adayarak yaşamının anlamını bulmaya hatta Moğolistan’da Hıristiyanlığı yaymaya çalışmıştır. Yaptığı iyilikler ve hayır çalışmaları sebebiyle Doğu’nun Meryem’i ya da Moğolların Meryem’i olarak anılmaya başlamıştır.

Abaka Han’ın da ölümü üzerine rotasını ayrı kaldığı topraklarına çeviren Maria, bahsettiğimiz manastırı yaptırarak yanına da bir kilise inşa ettirmiştir. Bundan sonraki bütün hayatını bu kiliseye adamıştır zira artık rahibe olmuştur. Bu tarihten itibaren manastır ve kilise Mouchliōtissa (Yunanca “Moğolların”) lakabını almıştır.

Gelelim kiliseye. Bugün İstanbul’da Osmanlı döneminde camiye çevrilmeyerek Rumların ibadetine bırakılmış Bizans döneminden kalma tek kilisedir bu yapı. Zira fetihten sonra İstanbul’daki tüm kubbeli kiliseler camiye çevrilmiştir. Fakat kubbeli olmasına rağmen camiye çevrilmeyen ve hala kilise olarak işlev gören tek yapı Kanlı Kilisedir. Bunun nedeni Fatih’in verdiği bir fermandır. Fatih Camii’nin Rum mimarı Hristodoulos’un ricası üzerine, bu kilise Fatih Sultan Mehmet tarafından Hristodoulos’un annesine bağışlanır. Ayrıca yayınlanan fermanda, buranın cami olmaktan muaf tutulacağı da ele alınmıştır. Bu ferman hala kilisenin duvarlarında sergilenmektedir. Aynı şekilde II. Bayezid de kilisenin Ortodoksların ibadetine hizmet etmesi için bir ferman yayınlatmıştır.

Peki neden adına ‘kanlı’ denilmiş? Rivayet odur ki İstanbul fethedildikten sonra şehir içinde bazı yağmalar gerçekleşmiştir. Özellikle Fener bölgesinde çok şiddetli çatışmaların yaşandığı anlatılmaktadır. İstanbul’un en dik yokuşları arasında sayılan bu kilisenin civarında oluk oluk akan Ortodoks kanı Haliç’e karışmış ve bu nedenle ismiyle müsemma Kanlı Kilise denmeye başlanmıştır. Diğer bir rivayete göre ise sadece dış cephesinin kırmızı olmasından mütevellit Kanlı Kilise olarak söylenegelmesi anlatılmaktadır.

Öyle ya da böyle, Bizans döneminden bu yana ayakta kalabilen nadir eserlerden biri olan bu kilise halen varlığını sürdürmekte ve bizzat Osmanlı padişahlarının fermanlarıyla dini kimliği korunmaktadır. Yüzyıllardır, belki de farkında olmadan, Maria’nın kadersizliğine duyulan saygıdan ötürü bozulmadan ve bozulmasına müsaade edilmeden adeta zamana karşı direnen bu kiliseyi, Balat’a yolunuz düşerse, görmeden dönmemenizi tavsiye ederim.

Zeynep Akıncı

Kaynakça

https://www.ortodokslartoplulugu.org/kutsal-mekanlar/mogollarin-hanimefendisi-ve-kanli-
khanli-kilise/

https://t24.com.tr/haber/fenerde-bir-kanli-kilise,181484