Orta Çağ Mimarisinin Muhafız Heykelleri: Gargoyleler

Gotik mimarinin önemli ögelerinden biri olan Gargoylelere göz atacağız bu yazımızda. Özellikle
kiliselerde çokça gördüğümüz bu çirkin yaratıklar nedir? Sanatçılar ve mimarlar neden yapılarının en
yüksek, en güzel manzara gören kısmına bu heykelleri koymak istemişler anlamaya çalışacağız.

İncil’de melek Mikail ve Şeytanın savaşında şeytanın ve müttefiki olan meleklerin cennetten kovulduklarından bahsedilir. Bu bahiste şeytan ejderha olarak tasvir edilmiştir. “Gökte savaş oldu. Mikail’le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler.” (İncil, 12/7-8)

“Büyük ejderha –İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan- melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı. Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum:

Tanrımızın kurtarışı, gücü, egemenliği ve Mesihi’nin yetkisi şimdi gerçekleşti. Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı, onları Tanrımızın önünde gece gündüz suçlayan aşağı atıldı.” (İncil, 12/9-10)

İncil’e göre öfkelerine yenik düşen ejderha benzeri iblisler, yeryüzüne gönderilmeleriyle kötülük yapmaya devam ettiler, insanlığı yanlış yola yönlendiriyor ve Kutsal kitaba bağlılıklarını sürdüren ölümlüleri cezalandırıyorlardı.

Bu durum şöyle özetleniyor:

“Bunun için, ey gökler ve orada yaşayanlar, sevinin! Vay halinize, yer ve deniz! Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek büyük bir öfkeyle üzerinize indi.” (İncil 12/12) Ne melek ne de insan görünümündeki iblis, korkunç biçimleriyle diğerlerinden ayrılır. Bu iblisler, çatalkuyruklu, yedi başlı ve on boynuzlu ürkütücü görüntüleriyle diğer fantastik yaratıklara kıyasla çoğunlukla Orta Çağ tasvirlerinde kullanılmıştır.

Yazının başında bahsettiğimiz Gargoylelere gelecek olursak işlevsel olarak ele alındığında, özenle tasarlanmış Gargoyleler; yapılarda yağmur oluklarının suyu dışarı atan kısmını oluşturur. Gargoyleler, yapıdan taşan tasarımları ile çatılarda biriken yağmur sularını tahliye ederken dış cephede oluşabilecek erozyonu da engeller.

Groteskler-Eski Çağ Roma yapılarında bulunan, insan, hayvan ve çiçek figürlerinin gülünç bir biçimde birleşmeleri biçimindeki abartılı süsleme tarzı-, Gotik’in ayırt edici özellikleri arasından öne çıkan mimari süs öğeleridir. Bir ifade biçimi olarak grotesk, olağanüstü özelliklere sahip varlıkların insanlara gösterilme biçimidir. Gotik mimarinin unsurlarından biri olan Gargoyleler, işlevselliğin yanı sıra grotesk özellikler de sergiler. Bu mimari dekoratif unsurlar, kilise ve katedrallerde görüldüğü gibi sivil mimarinin dış cephesinde de görülebilir.

Genel olarak dekoratif değeri olan süs öğesi Gargoyleler en başta bahsettiğimiz; İncil’de yazılan kutsal öğretilerin bir yansımasıdır. Alice R. Baker şefkat ve nefretin paradoksal duygular yarattığından bahseder. Bu duygusal eşleşme şaşırtıcı değildir, çünkü şefkat ve nefret insanlığın ayrılmaz bir parçasıdır. İncil’deki ilahi savaşlar incelenecek olursa, Mikail ile İblis’in barındırdığı zıt duygular Gargoylelerde sembolize ediliyor gibi de düşünebiliriz. Onları gördüğümüzde ilk olarak tiksinti, korku gibi negatif duygular yaşarken hemen ardından hayranlık, beğeni gibi pozitif duygulara sahip oluruz.

Orta Çağ mimarlık geleneğinde koruyucu melek tasvirlerinin yanı sıra çirkin yaratık ve Gargoyle olarak adlandırılan doğaüstü yaratıkların mitolojik ve ruhsal güçlerinin tasvirleri dikkat çeker. Kötü güçleri korkutan aslan gövdeli (keçi ve aslan) iki başlı, büyük pençeli Gargoyleler, insanları şeytanın ne yaptığı ve ne yapabileceği konusunda farklı bir yaklaşımla uyarır. İncil’de 13. Bölüm 2. ayetinde Şeytan ile iş birliği yapan ve gücünü bilen yaratıktan şu şekilde bahsedilmektedir:

“… Ve gördüğüm canavar bir leopar gibiydi ve ayakları bir ayıya benziyordu ve ağzı bir aslanın ağzı gibiydi. Ejderha ona gücünü, tahtını ve büyük yetkisini verdi” (İncil, 13: 2).

Tıpkı Gargoyleler gibi, çirkin yaratık da kiliselerin ve katedrallerin, sivil ve resmi binaların dış cephelerinde olup bitenleri izler ve yarı insan hayvan görünümleriyle bir iblis işareti olarak insanları kötü ruhlara karşı uyarır. Tanrı’nın rahmetini ve gücünü simgeleyen meleklerden farklı olan bu canlılar, şeytanın maneviyatının bir göstergesi olan koruyucu bir tılsım gibidir.

Azizler ve Melekler ile yan yana tasvir edilen bu tuhaf, Orta Çağ fantastik yaratıkları Gertrude Hartman tarafından bu “eğlenceli ifadelerle” anlatıyor; alışılmadık tavırlarıyla kilisenin tepesinde olan Gargoyle ve bu çirkin yaratıkların ilgi çeken bir yanı da çığlık atan ağız yapılarıdır. Aslında yağmur borusu görevi gören bu mistik yaratıkların ağızları, cennetten kovulma isyanı veya iblisin korkutucu sesinin bir göstergesi olarak da değerlendirilebilir. Bu metafor içinde Gargoyle ve çirkin yaratıklar, Gotik mimarinin dinamik dikey hareketine inatla, yatay kompozisyonlarıyla geometrik bir denge oluşturmaya çalışır. Bahsettiğimiz gibi temel amaç çatılarda ve balkonlarda biriken yağmur suyunun yapıdan uzaklara akıtılmasıdır. Tüm bu teatral anlatılarda kilisenin cennet, Gargoylelerin cennetten kovulan şeytanlar ve diğer cephe heykellerinin de melekler olarak tasvir edildiği görülür. Bu şekilde nesnel dünyanın yansımalarından görüntüleri kendi biçimlerinde sergileyerek, İncil’e dayanan teolojik bir otoriteye duyulan saygıyı vurgularlar.

Mimaride yapı ve süsleme öğesi olarak kullanılan çörtenler, insan, hayvan ve grotesk formlarda değerlendirilir. Bu üç kategoride incelenen ve pek çok farklılığı olan çörtenlerin bir kısmı su oluğu, bir kısmı ise dekor elemanı olarak kullanılmıştır. Fırtına öncesi pervasız tavırları ve sessizliğiyle çirkin yaratık heykeller, insanlarla ve hırslarıyla alay ederken, trajik ve komik inançlarını yapıların cephesinde bizlere gösterir. Tüm çelişkili tavırlarının yanı sıra ne efendi ne de köle olmanın eşiğinde olan bu heykeller, mistik kimlikleriyle var oluyorlar.

Kısacası; Gargoyle, grotesk ve kimera isimleriyle tanımlanan Orta Çağ Sanatının gizemli ve fantastik kahramanları, ilahi mesajları somutlaştıran semboller olarak görülmelidir. Bu bağlamda gerçeklik ile hayal gücü arasında var olan bu dekoratif unsurlar mimariye estetik değer katarken, varlığın metafizik boyutunda da manevi bir kimlik kazandırıyor. Mimari bir yapı elemanı olan bu çirkin heykeller, manevi yönden de İblis’in mistik yanına hizmet ediyor.

Hayrunnisa Çetin