Triyaj Mavisi

Mübalağa etmeyi sevenler için yüz on, rakamları küçülterek söylemeyi sevenler için doksan, orta yolu bulmak adına şahsımca yüz milyon kişinin, bir yıl içerisinde telaşlı ve üzgün halde ziyaret ettiği, ülkemizin her köşesinde bulunan kamu – özel kurumlarının ‘Acil’ servisinden biraz bahsetmek istiyorum.

Ülkemiz, OECD ülkeleri arasında, sağlık hizmetleri bakımından birçok alanda başarı rekorları kırdığı gibi, kişi başına MR, BT çekim sayısı gibi radyolojik görüntülemede, hasta başı yatak oranında ve gereksiz Acil Servis kullanımında maalesef aynı başarıyı gösteremiyor. 2019 verilerine göre 83 milyonluk nüfusa sahip ülkemizde ne yazık ki acil servislerimize başvuru 100 milyon muayene bandında. Bunun sebebini belki randevu sisteminin hastalarımıza iyi anlatılamadığı, belki randevuların sürekli dolu olması, belki de hepimizin kendi durumunu en acil olarak değerlendirmesinden kaynaklı, çeşitli sebeplere dayandırılabilir.

‘İnsanın neresi ağrıyorsa canı oradadır.’ Atasözümüzü benimseyen hastalarımızda, basit bir tırnak batmasını, göğüs ağrısından elzem görüp öncelik talep etmek, ne yazık ki kaçınılmaz oluyor.  Peki ‘Tıp Dünyası’ kimi önceleyecek? Tabi ki bu konu hakkında konuşma hakkı hekimlerimizin. Tam da bu sırada yürekten bir cesaret ile kendimi konu hakkında konuşmaya haiz görüp kısaca izah etmekten kendimi alıkoyamıyorum.

Yazıya başlığını veren Triaj veya Triyaj, literatürde iki yazımına da sıkça rastlamak mümkün, Fransızca kökenli bir kavram. Mana olarak ayrıştırmak, sınıflandırmak anlamına gelmekte ve yazımında muhtelif görüşler olsa da, tıp dünyasında anlamına yakışır bir işi üstleniyor. Acil servise başvuran hastaların ilk uğraması gereken, yetkin bir sağlık personeli tarafından yapılmasının önem arz ettiği Triyaj, hastaları tam olarak sınıflandırır. Sağlık personeli, hastayı sınıflandırırken, sağlık durumunun aciliyetine göre, ‘Yeşil, Sarı, Kırmızı ve Siyah’ renklerden birine yönlendirir.

Kısaca renklerden Yeşil, ayaktan başvuran, genel durumu itibariyle stabil olan ve ayaktan tedavisi sağlanabilecek basit sağlık sorunları bulunan hastaları; Sarı, hayatı tehdit etme olasılığı yüksek, uzuv kaybı riski olan hastaları; Kırmızı, hayatı tehdit eden ve acil olarak eş zamanlı değerlendirme, tedavi gerektiren hastaları; Siyah renk ise ölüm vakalarını temsil eder.

Peki başlıkta da ismi geçen renklerden bir renk olan Mavi. Henüz kardiyoloji servisinde karşılık bulamamış bir tanı grubu. Bir tanıma gerek varsa modern tıp ve endüstri 4.0 gibi kavramların geliştikçe uzaklaştıkları bir konu. Aslında mavi, olayın bilimselliğine biraz balta vurmak için benim eklemek istediğim bir renk. Aslında mavi, söz- müzik Aşık Fakir’e ait, İbrahim Tatlıses’ten dinlediğimiz ‘Tabip sen elleme benim yaramı’ veya söz – müzik Muhlis Akarsuya ait, Sabahat Akkiraz’dan dinlendiğimiz ‘Sen Tabipsin saramazsın yaramı, ben yaralıyım elleme’ dizelerinin açıklamaya çalıştığı bir renktir.

Tabi yukarıdaki pir-i fanilerin açıklamaya çalıştıkları, bendeki mavi için, benzersiz bir açıklama Yunus Suresi 57. ayette ‘Kalplerdeki hastalıklara bir şifa’, Maide Suresi 52. ayette ise ‘Kalplerinde hastalık bulunanların’ ifadesi ile Rahmanın kitabından geliyor. Öyle tahmin ediyorum ki mavinin eksikliğinden kaynaklı hastalıklar için bir acil servis olsa, burada mübalağa etmeyi sevenler için de, küçülterek söylemeyi sevenler için de ve orta yolu bulmak isteyen şahsımca da yüz milyon ziyaret az gelir.

Muhammed Furkan Karakoç