Sokaklardan Yıldızlara

Hakeem Oluseyi; insanlar ona “profesör” diyorlardı çünkü 10 yaşında eline geçen her kitabı okuyan bir çocuktu. Altıncı sınıfta, okuldaki bir IQ testinde 162 puan aldı. Ne yazık ki, bir şekilde bu sertifikalı dahi henüz onlu yaşlarındayken ot satmaya ve korunmak için bir silah taşımaya başlamıştı.

Astrofizikçi Hakeem Oluseyi ilham verici anılarından bahsettiği A Quantum Life kitabında“Eğer biri bana büyüyüp MIT, UC Berkeley ve Cape Town Üniversitesi’nde gerçek bir profesör olacağımı söyleseydi, onlara inanmazdım” diyor. Kitap onun “caddeden yıldızlara olası olmayan yolculuğunu” anlatıyor.

Oluseyi, Nijerya kökenli bir Afriko-Amerikan, çocukken sık sık yerinden edildiği ABD’nin en zorlu kentsel mahallelerinden birinde doğdu ve orada nasıl hayatta kalınacağını öğrendi. Öyle ki, 7 senede 10 okul değiştirmek zorunda kalmıştı. Ayrıca, yaşlı Afriko-Amerikanlar ve çocuklarının beyaz insanlara hala “hanımefendi” ve “efendim” olarak hitap ettiği bir eyalet olan kırsal Mississippi’de yaşıyordu.

Bu yıllarında Einstein’ı duyduğunu ve onun hakkında bir şeyler okuduktan sonra “Albert Einstein’la da ne iyi arkadaş olurduk” diye düşündüğünü ifade ediyor. Hatta, kadere bak ki, Einstein’a da sürekli “uzaya öyle aval aval bakmayı bırakması” söylenirdi ve benzer durumlardan dolayı onun da ailesi sık sık taşınmak durumunda kalmıştı. Derken, Oluseyi lisede kendi kendine programlamayı öğrendi ve Einstein’ın özel görelilik teorisinin kavramlarını bir oyuna kodladı. Bu başarısıyla Mississippi Eyalet Bilim Fuarı’nda fizikte birincilik kazandı ve eğitime devam etme konusunda yüreklendirdi. Lise yıllarının ardından nükleer mühendis olmak istediği üniversite eğitimini finanse etmek için, donanmaya katıldı. Ancak iki yıl sonra, gemilerde görev yapmasını engelleyen atopik dermatit teşhisi kondu.

Ardından buradaki görevinden ayrıldı ve eski bir arkadaşının teşvikiyle, Mississippi’deki Tougaloo Koleji’ne kaydoldu. Hikaye burada yine biraz garipleşerek, çiftin orada uyuşturucu satıp okulu bırakmasıyla sekteye uğrasa da Oluseyi daha sonra yeniden kaydolduğunu ve bitirdiğini ifade ediyor.

Sonra Oluseyi, siyahilerin okulundaki Harvard eğitimli beyaz bir profesör olan David Teal’in dikkatini çekti. Profesör onu, MIT (Massachusetts Institute of Technology)’de Afriko-Amerikan fizikçilerin bir toplantısına davet etti. Oluseyi, bu deneyimin “uzaylılar tarafından kaçırılmışlık” hissi verdiğini ifade ediyor; evet, tarafından. Ancak bu toplantının onu son derece etkilediği ve ona net bir hedef verdiği aşikar: lisansüstü programlara başvurmak.

“Her yıl” diye yazıyor, “Stanford fizik bölümü benim gibi bir öğrenciyi, yani sınıfın geri kalanıyla aynı düzeyde akademik hazırlığı olmayan birini çeşitlilik olsun diye kabul ediyordu.” Ne var ki, doktorayı bu okulda yapmak yalnızca çok çalışmaktan çok daha fazlasına mal olacaktı, ancak Oluseyi tüm bu mücadeleye (ve daha sonra gelecek bir isim değişikliğine) hazırdı. O yıllarını bir ropörtajda şöyle dillendiriyor; “Stanford’a vardığımda, bu özel ortamda, sınıfın yarıştan daha fazlası olduğunu hemen anladım, buranın bana hissettirdiği “reddedilmişlik”ti. Devam etme konusunda oldukça karamsar hissettim. Zaman zaman bazı ırkçı düşmanlıklarla karşılaştım. Sadece bu da değil, akademik olarak daha önce hiç görmediğim bir başarısızlık türüyle karşı karşıya kaldım. İlk tepkim şu oldu: “Eve gitmeme izin verin. Bana tanıdık gelen yere gideyim.” Yapacağınız ilk şey gettoya kaçmak. Eğer mahalledenseniz ve Harvard, Stanford, Princeton’daysanız, bu insanların etrafında olmak istemezsiniz.”

Neyse ki, doktora danışmanı Arthur BC Walker’ın da desteğiyle yoluna devam etti. Teleskopları güneş hakkında eşi görülmemiş manzaralar sunan bu Afriko-Amerikan astrofizikçi, Walker, fizikte yeterince yer almayan sosyal gruptaki öğrencilere rehberlik etmişti. Örneğin, uzaya çıkan ilk ABD’li kadın olan Sally Ride onun ilk doktora öğrencisiydi.

Walker, Oluseyi’ye, bazılarının hala siyahi bilim adamlarının dahiyane araçlar yapabildiğine inansa da saf fizikte (pure physics) veya veri ve gözlemlerin analizinde içgörüler oluşturacak kadar yetenekle donatılmadıklarına inandığını anlattı. Hatta, Walker, güneşi incelemeye yönelik yeni teknolojisini sunarken, bu şüphecilerin onun çok az sayıda “pure science” saf/direkt bilim yayınına sahip olmakla eleştiriyordu. Oluseyi, bu değerli bilim adamıyla, eserini damgalama yolunda, 2001 yılındaki vefatına kadar çalıştı. Walker ve David’in Oluseyi’ye dönüm noktası olarak sunduğu katkılara bakılırsa, iyi bir akıl hocasının neler sunabileceği aşikar. Emin olun, sadece “işlerini yapsalardı”, böyle anılmazlardı. Sadece işini yapmak, harikalar yaratmak için yeterli değil her zaman, içinden geldiği kadarıyla işinden biraz fazlasını yapmak, harikalar yaratmada daha mahir kılabilir insanı.

Bugün Oluseyi, bir avuç siyahi astrofizikçiden biridir, ancak bu durumu değiştirmekle hala ilgilenmekte ve bu konuda çalışmalarına devam etmektedir. Örneğin, 2008’de Kellogg Vakfı’ndan Güney Afrika’daki siyahi astronomi öğrencileri için bir mentorluk programı kurmak adına hibe aldı. Bu öğrenciler hakkındaki izlenimi, parlak oldukları ancak üniversitede kendilerini hala ikinci sınıf hissettikleri yönünde. 21. yüzyılda, ne yazık ki, uzaya çıkmak hakkında konuşulan bu yerlerden dahi bunu duymak üzücü. Neyse ki, başka güzel haberler alıyoruz Oliseyi’den:

Güney Afrika, dünyanın en güçlü radyo teleskop kümesi olan Square Kilometer Array (SKA) ’e ev sahipliği yapacak. Oluseyi’nin öğrencilerinden dördü, bir SKA ekibi fotoğrafının ön sırasında yer almış bile. Kendisi karede yok ama hislerini şöyle ifade ediyor:İnanın bana, dimdik ve gururluyum… yanlarında”.

Dileyenler için, hem yıldızların hem vakıf çalışmaları içinde var olmanın tadını almış bu değerli bilim adamının başka bir röportajından bir kesit aktarıyorum;

“Hala Afrika’da sosyal yardım ve geliştirme yapıyor musunuz?

Evet. Bir hafta sonra okullarda konferans turu yapmak için Güney Afrika’ya gidiyorum. Sistemik Eğitim ve Okul Dışı Gelişim Desteği (SEEDS) programı, Hollanda Krallığı Büyükelçiliğinin Güney Afrika’da eğitimi güçlendirmeye yönelik bir girişimidir. Ayrıca Johannesburg Üniversitesi ile işbirliği içinde uygulamalı bir astronomi veri eğitimi hibesi oluşturmak için ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan iki hibe aldığım Soweto’yu ziyaret edeceğim. Sonra eğitime erişim için okulları ziyaret ederek Cape Town’u ziyaret edeceğim.

Gelişen dünyadaki meslektaşlarıma baktığımda onların sorunu cahil olmaları değil. Sorunları; parasız olmaları, hükümetlerinin parasız olmaları, kalkınma ve yoksulluk sorunu olduğu için belirli şeylere para harcayamamaları. Bu koşullarda temel bilime para harcamak israf gibi görünebilir. Ama oradaki insanlar olarak hayatta kalmaktan daha fazlasıyız. Sanatla, bilimle iştigal etmeye hakkımız var. Afrika’nın bir hikayesi var, bu hikayede bilimin ve bilim adamlarının olmadığı bir yer algısı var. Ve gerçek bilim yapmalarını sağlamazsak, bu kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet olarak kalmaya devam edecek.

Astrofizik dışında yapmak istediğiniz başka bir şey var mı?

Medyada çalışmayı çok isterim. Hikayeler anlatmayı, eğlendirmeyi, eğitmeyi ve ilham vermeyi seviyorum. Bunu kesinlikle yapmak istiyorum. Kitap yazmayı çok isterim.

Bir gün sizi televizyonda astrofizikle ilgili bir sunucu olarak görecek miyiz?

Astrofizik olmak zorunda değil. Her türlü bilim olabilir. Çoğunlukla kimsenin bilmediği birçok bilim hikayesi biliyorum. Örneğin, Pazar günü bu Unitarian Universalist kilisesinde insanlığın gelişen evren anlayışı üzerine bir konuşma yaptım. Ama bunu anlatma şeklim “Yunanlılar vardı- 1400 yıl ileri sararsanız işte Kopernik”den çok farklı. Biliyorum, bu bilim hikayeciliğinde pek alışılmadık bir yöntem. Bay İlham Veren Konuşmacı veya Bay Bilim İletişimcisi olmak için asla yola çıkmadım. Ama çoğu zaman, konuşmalar ve gönüllü işler yaptıktan sonra insanlar gelip, “İlham oldun.” veya “Seninle tanışana kadar aptal olduğumu sanıyordum.” diyorlar. Başka bir deyişle, insanların kim olduğunu görmelerine yardımcı olmak istiyorum. Sadece sevmekle ve sıkı çalışarak bir alanda başarılı olabilirsiniz. Nereden geldiğin önemli değil.”

Astrofizikçi, insan hakları savunucusu ve bilim iletişimcisi Hakeem’in; biraz kendisinden, biraz evrenden bahsettiği şu derleme videoyu meraklısı için ekliyorum:

Ve son olarak, mevzunun ötesinde paylaşmak istediğim bir endişem şu ki, yıllar sonra bir Şam kökenli Türkiye vatandaşının, ilham verici başarı hikayesindesiniz. Fakat “Eve gitmeme izin verin. Bana tanıdık gelen yere gideyim” cümlesinin parçası olarak. Halbuki David ya da Walker olmak iki dünya adına daha makul roller gibi görünüyor. Neyse ki, niyetlerimiz ve seçimlerimiz bizim.

*Yazı, küçük katkılarla beraber New Scientist dergisinden ve TED Blog’dan çevrilerek derlenmiştir.

Meryem Sinem Uyar

Referanslar:

https://www.newscientist.com/article/mg25033380-300-quantum-life-review-one-man s-journey-from-the-streets-to-the-stars/#ixzz70uQu8RNC

https://blog.ted.com/rise-of-a-gangsta-nerd-fellows-friday-with-hakeem-oluseyi/