Psikoloji ve Din

Psikoloji ve din kelimeleri uzun yıllar bir arada kullanılmamıştır.  Peki bu iki alan birlikte var olabilir mi? Yazıda buna dair üç temel konu ele alacağız; ilki psikoloji ve din arasındaki tarihsel süreç, ikincisi psikoloji ve dinin bir kesişme noktası sayılabilecek olan “pozitif psikoloji” disiplini, üçüncüsü ise dine olumlu bir bakışıyla yaklaşan Frankl’ın “logoterapi”si. Şimdiden keyifli okumalar dilerim.

Tarihsel süreç

Psikoloji ortaya çıktığı ilk zamanlarda bilimsel bir disiplin olduğunu ispat etmek isterken din ve maneviyat gibi aşkın konulara yaklaşmayıp objektif ve empirik olmaya çabalamıştır. Psikolojinin din gibi sübjektif bir alanla ilgilenmesi doğru bulunmamıştır. Psikolojinin önemli isimlerinden Freud dini “nevroz”, Skinner dini davranışı “batıl davranış” ve Ellis ise dini yaşantıyı “mazoşizm” olarak tanımlamıştır.

Tüm bu tanımların temelinde dini yaşantının psikopatolojinin kaynağı olarak görülmesi yatmaktadır. Psikolojin dine bakış açısını Zeiger ve Lewis iki yaklaşımla açıklamaktadır. İlkine göre psikoloji-din ilişkisi açıklayıcıdır. Din, bireyi etkileyen dış faktörlerin bir neticesi olarak görülür. Dış faktörler bireyin davranışını belirleyip irrasyonel inanç ve ibadetlere götürür. İkinci yaklaşıma göre psikoloji-din ilişkisi betimleyicidir. Burada psikoloji ve din arasında daha işbirlikçi bir tutum bulunmaktadır. Dinin insan üzerindeki faydalarına odaklanılır. Bu iki yaklaşıma günümüzde üçüncü bir yaklaşım olan “bütünleştirici yaklaşım” eklenebilir. Bütünleştirici yaklaşımda din, terapilere dahil edilip danışma ve terapi süresince önemsenen iyileştirici bir faktör olarak görülmektedir. Bu yaklaşımla birlikte din, psikolojide kabul edilip popülerlik kazanmaya başlamıştır.

Psikoloji ve Dinin Buluştuğu Alan: Pozitif Psikoloji

19. yüzyılda psikolojinin üç temel misyonu vardı. Bunlar; zihinsel rahatsızlıkları iyileştirmek, kişilerin yaşamlarını daha verimli-mutlu geçirmelerini sağlamak ve güçlü yönlerini ortaya çıkarmaktır. 20. yüzyılla birlikte psikolojinin kişilerin yaşamlarını daha değerli kılmaya çalışan misyonu arkaya atılarak psikolojideki bozuklukları araştırıp tedavi etmek ön plana çıkmıştır. Bu noktada iki psikolog Seligman ve Csikszentmihalyi, psikolojinin sadece hastalığın ve zayıflığın bilimi olmadığı aynı zamanda güç ve erdemlerin de bilimi olduğunu ileri sürmüşlerdir. Bu düşünceden de “pozitif psikoloji” disiplini doğmuştur. Pozitif psikoloji ruhsal hastalıklara karşı insani güçlerin geliştirilmesini ön görmektedir. “ Zayıf olanı iyileştir ve güçlü olanı besle.” anlayışını savunmaktadır. Aynı zamanda hayatın ıstırabını ve olumsuz yönlerini de reddetmemektedir. İnsani ıstırabın, bencilliğin ve bozuk aile yapılarının bilincindedir. Fakat sağlıklı aile yapılarını, insanların nasıl mutlu olduklarını ve diğerkamlıklarını da araştırıp bütün insanlık tecrübelerinden de yararlanır.

Pozitif psikolojinin kapsamına giren konular farklı başlıklar altında toplanmaktadır. İlki öznel deneyimlerin değerlendirilmesiyle ilgili olan memnuniyet, huzur, tatmin ve umut gibi konulardır. Bunun yanı sıra bireysel ve toplumsal konular da bulunmaktadır. Bireysel düzeyde insanın sevme yeteneği, azim, kişiler arası ilişkiler, affedicilik, özgürlük, maneviyat ve ileri görüşlülük gibi konular yer almaktadır. Toplumsal düzeyde ise bakım, nezaket, yurttaşlık erdemleri üzerine sorumluluk, diğerkamlık, hoşgörü ve iş ahlakı bulunmaktadır. Pozitif psikolojini vurguladığı bu erdemlere baktığımızda aslında birçoğunun eski dönemlerden itibaren felsefi ve dini tartışmaların ana konularını olduğu görmekteyiz. Örneğin bu erdemlerden biri olan affedicilikle ilgili olarak dinler, geçmiş günahların affı için umudun yitirilmemesini öğütleyip bireysel bağışlamayı bir üstünlük olarak insanlardan da bekler. Bu duruma Kuran-ı Kerimden “…Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah’ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir” (Nur, 24/22) ayeti örnek verilebilir. Affedici tutumların ve davranışların ruh sağlığına olumlu etkileri, affetmemin öfke ve kaygının neden olduğu acıyı dindirme yanı iyileştirici bir eylem olmasından kaynaklıdır.

Diğer bir erdem olan umut da gerek psikolojik ölçümlerde bireysel mutluluk için gerekse dinlerin mensupları için şart koştukları bir güç olarak tanımlanabilir. Umut birçok bilimsel araştırmaya konu olmakla birlikte terapötik müdahalelerde de önemli bir faktördür. Dini umut bazen işleri tamamen Tanrı’ya bırakmak olarak algılanıp inanan kişinin etkisiz kalması olarak görülebilir. Fakat iman, var olan umut kaynaklarını devre dışı bırakmayıp umudun üretilebileceği ilave psikolojik kaynaklar sunmaktadır. İmanın destek bulmasına Kuranı- Kerimden “Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” (Yusuf 12/87) ayeti örnek verilebilir.

Anlam Arayışının Terapiye Yansıması: Logoterapi

Varoluşçu psikoterapinin bir kolu Victor Frankl’ın logoterapisidir. Logoterapiye göre kişinin hayatında anlamlı olanı bulmaya çalışması en temel motivasyonel gücüdür. Frankl kuramını varoluş, sorumluluk, acı ve sevgi gibi kavramlar üzerinde temellendirmiştir. İnsanın her şeyden önce “anlam” sahibi olduğu zaman bedenen ve ruhen sağlıklı olabileceğini öne sürmüştür. Çoğunlukla insanın anlam arayışı ruhsal ve manevî açmazlarla doludur. Bireyin dinsel inanç ve değerleri sorunlarının çözümüne katkı sağlamada etkili faktörler olabilir. Tıpkı din gibi psikoterapi de kişisel anlam içeren bir yapı ve oluşumdur.  Logoterapi diğer psikoterapi ekolleriyle işbirliğine olumlu bakar ve tedavi sürecinde başka ekollerden destek alır.

Dinin fonksiyonel yönü üzerinden duran Frankl dinin, insanlara hiçbir şeyin veremeyeceği anlam ve güven duygusunu verdiğini söyler. Frankl, din ve Tanrının geleceği konusunda da olumlu düşüncelere sahiptir. Frankl’a göre Tanrı inancı hiçbir zaman yok olmayacaktır. Fakat kurumsal dinden bireysel dine doğru bir yöneliş söz konusu olacaktır.

Frankl tüm bu yaklaşımı ve logoterapiyle psikoloji dünyasına farklı açılımlar sunmaktadır. Aynı zamanda psikolojiyle dini daha yakın ve makul bir ilişki içinde değerlendirmektedir.

Ayşenur Cömertler

Kaynakça

Ağılkaya Şahin, Z. (2020). Psikoloji ve Psikoterapide Din. İstanbul: Çamlıca Yayınları.

AYDIN, A. R. (2004). Din ve psikoloji ilişkisi üzerine. Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi4(4), 15-29.

Ayten, A. (2017). Psikoloji ve Din. İstanbul: İz Yayıncılık.