Uzayda Nasıl Bir Geleceğe Sahip Olabiliriz?

Dünya’da doğmuş olmamız, burada sonsuza kadar kalacağımız anlamına gelmiyor!

Dünyanın bizim için mükemmel bir ev olduğu tartışılmaz bir gerçek. Ama biz iyi bir ev sahibi miyiz? Bu tartışılabilir bir konu. En son evrensel ortak atadan bugün gezegene yayılmış insanlara kadar, kendimize evrimsel ince ayar yaparak çevremize uyum sağlıyoruz.

Fakat bu sonsuza kadar böyle kalmayabilir. Bol bol fosil yakıtı yakmaya devam ediyoruz ve nüfus patlaması ile çevremize zarar verip, kaynaklarımızı tüketme noktasına getiriyoruz.

Kendi kendimize verdiğimiz zarar bir yana, yine de başka bir nedenle başka bir yere taşınmak zorunda kalabiliriz. Dünya’da asteroid çarpmasından ötürü en az bir toplu yok oluş vakası yaşandığını zaten biliyoruz ve dinozorlara olan, bize de olabilir. 1908’de Sibirya’ya bir asteroid çarpması yerel bölgede çok büyük bir yıkıma yol açmıştı. Neyse ki, sadece 50 metre genişliğindeydi ve türümüz hayatta kaldı.

Bu sebeplerden ötürü dünya dışı bir gelecek, en azından bir noktaya kadar, kaçınılmaz görünüyor. Felaketten kaçmak bir yana insan neslinin ufkunu genişletmesi için birçok olumlu sebep de var.

Uzaklara gitmek, evdeki yaşamımızı birçok açıdan iyileştirebilir. Asteroidlere seyahat edip madencilik yaparak birçok gerekli madde elde edebilir ve gezegenimizin depolarını koruyabiliriz. Belki bu durum insanoğlu için ilham verici bir adım olur. Biz doğuştan kaşifiz, bilinmeyeni bulup keşfetmeyi severiz. Son sınırlara kadar ulaşmak için daha iyi bir yol var mı?

Peki nereye gidebiliriz?

Güneş Sistemi ve ötesi, gezegenler ve aylar ile dolu, fakat hangisi en iyisi? Doğru bir teknoloji ile kendi güneş sistemimiz içinde birkaç alternatifimiz mevcut. Potansiyel olarak başka bir gezegende, bir ayda veya uzayda koloni kurabiliriz. Şu sıralar Mars en romantik seçenek gibi duruyor. Kapalı bir yaşam alanını barındırabilecek bir potansiyele sahip olan yakın komşu, kesinlikle cezbedici.

Nasıl gidebiliriz?

Sistemler arası mesafeyi kat etmek en büyük zorluklardan biri hiç şüphesiz. En yakın yıldız kümesine gitmeye çalışsak bile, çok uzak mesafeleri göze almak zorundayız. Mesela 4 ışık yılı mesafedeki gezegene gitmek için ışık hızıyla çalışan bir roket ile yıllar süren bir yolculuk yapmak gerekir. Fakat, bugünün roketleri bu hızın yüzde birine bile ulaşamıyor.

Bugünün roketlerinden çok daha fazla hız kapasitesine sahip yeni bir itici güç sistemi tasarımı yapmak gereklidir. Bu tip tasarımların çoğu şu anda teorik aşamada fakat bazılarının ışık hızına yakın hızlara ulaşma potansiyelleri var. Bu da sistemler arası boşlukları on yıllar içinde geçebileceğimiz anlamına geliyor.

Nerede kalacağız?

Uzaya kurulacak devasa yaşam alanları evrende bize bir parça Dünya keyfi sağlayabilir. Nerede olursa olsun, dünya dışında bir uygarlık kurmak için, yerleşeceğimiz yer Dünya’da sahip olduğumuz koruma ve beslenme miktarına benzer seviyede bir ev sahipliği yapmak durumunda. Hava, sıcaklık, radyasyon, su, yerçekimi, gıda ve yeterli yaşam alanı gibi birçok konularda düşünmemiz gerektiği için, çok zorlu bir görev yaşam alanı konusunda bizi bekliyor.

Bilinen gerçek şu ki yakınlardaki hiçbir yer bize bu olanakları sağlamıyor ve gezegenleri dünyalaştırmak çok uzun ve zorlu bir görev. Bu yüzden bu değişkenleri kontrol etmek için en kolay yol kendi uzay ortamımızı kurmak. Bu devasa yapı yeni bir kalıcı ev yada birkaç nesillik göçü barındıracak bir araç olabilir.

Gelecekteki uzay hayatında yeni oluşacak bazı kariyer seçenekleri:

  • Atmosfer Gözlemcisi
  • Asteroid Madencisi
  • Dünya Dışı Araştırmacı
  • İletişim ve Navigasyon Uzmanı
  • Güç Mühendisi
  • Uzay Gezgini
  • Egzersiz Fizyolojisti
  • Yapı İnşaatı ve Koruması

Turhan Can Kargın