Her Kalıba Sığan Akım: Kalenderilik

Bir haftasonu Blu TV’nin ücretsiz olmasıyla izleme fırsatı bulduğum ‘Alef’ dizisinde ilk kez olmasada karşıma çıkan ve derinlemesine merak saldığım bir konu oldu ‘Kalenderilik’. Ortaya çıkmasıyla birlikte İslam coğrafyasında büyük etkiye neden olmuş bir akım olarak görülen, birçok tarihçinin ve yazarın da deyimiyle döneminin ‘marjinal’ topluluklarıydı kalenderi oluşumları. Oldukça farklı dini inanç anlayışları, giyimleri, yaşayış biçimleriyle toplumdan tamamen farklı bir şekilde var olmuşlardı. Zaten kendilerinin de amaçları toplumdan soyutlanarak dünyevi her şeyden el etek çekmiş bir vaziyette Allah’a olan ulaşma çabalarıdır. Bu bakış açısı yüzünden toplumun bir nevi muhalif tarafını oluşturmuşlardır.

Siyasi açıdan büyük sıkıntıların yaşandığı bir dönemde insanların bu sıkıntıların içinden kurtulmak için arayış içinde olduğu görülmüştür. Hint ve iran coğrafyasında, bu coğrafyada bulunan eski tarihlerden beri gelmiş güçlü bir mistik kültürün etkisiyle ortaya çıkmıştır. Dünyevi şeylerden uzaklaşma ve hayatını buna göre yaşama düşüncesi Budha inancında oldukça yaygındır. Diğer etkilendiği düşünülen görüş ise Melamiliktir. ‘Melami’ Arapça da kınanan anlamına gelmektedir. Melamiler ise kendilerini toplum tarafından kınanan kimseler olarak görmüşler. İbadetlerini ve iyiliklerini gizli yaparak topluma kötü yanlarını göstermeyi tercih ederlerdi. Onlar için önemli olan Allah’a olan yakınlıktı.

Kelime olarak da Farsça ‘ağır yük altında kimse’ anlamına gelir.  Hintli yogilere; başka bir kabilen biri ile evlendiğinde ‘kalender’ diye hitap edilirmiş. Kalenderi dervişlerin de manevi olarak kendilerini dışardan düşündükleri için bu terimi kullandıkları da düşünülmüştür. Kendine Kalender ismini kullanan ilk kişinin Baba Tahir Uryan isimli sufi olduğu düşünülmektedir. 

10.yüzyıl da belirttiğimiz coğrafya da sufilerin arasında oldukça yaygınlaşan Kalenderilik Moğol istilasından dolayı Anadolu ve Arap dünyasında da 11.ve 12. Yüzyıllarda oldukça yayılmıştır. Bu akımın bir tarikat halini alması da bu yıllarda Şam civarında kendisi de İranlı sufi bir derviş olan Cemâleddîn-i Sâvî tarafından olmuştur. Onun zamanında belli kuralların ve görünüşün olduğu ve akabinde de akımın teşkilatlandığı bilinmektedir. Yanında yaşayan müridlerini başka şehirlere bu düşünceyi yaymak için halife olarak  göndermiştir.

Kalenderiler mezarlıklarda yaşarlar, dilencilikle geçinir ve ‘cavlak’ adı verilen koyundan yapılmış bir post giyerlerdi. Bu giydikleri postdan dolayı diğer isimleri de ‘Cavlaki’ dir. Bu tarikatın en belirgin özelliklerinden birisi ise ‘4 vuruş’tur. Bu; saç, kaş, bıyık, sakaldaki tüm kılların kesilmesidir. Bunun nedeni olarak; bu kılların da dünyevi bir parça olduğunu düşünmeleridir. Bu düşüncenin yanında başka neden olduğu düşünüler hikayeler de vardır. Görünüşleri bununla da sınırlı kalmaz. Değişik sesler çıkarırlar demir halkalar takıp ve yanlarından ayırmadıkları sopaları ile 4-5 kişilik gruplar halinde hayatları boyunca gezinirlerdi. 

Toplumdan kendilerini soyutlayarak dünyanın somut nimetlerinden uzaklaşabilecekleri düşüncesi ile Allah’a olan yakınlıklarının arttığını düşünmüşlerdir. Burada aslına bakılırsa çıkış noktası olarak teorik düşüncelerinin Melamilik ile örtüştüğü görülür ama devamında hayatlarını yaşama biçimleri çok farklıdır. Melamiler; kendilerini toplumdan soyutlamaz, normal insanlar gibi giyinirlerdi. İbadetlerin sünnetlerini de terketmezlerdi. Kalenderilerin en çok eleştirildiği nokta ise burasıdır. Görünüşlerinin yanında ibadetlerin sadece farzlarını yaparlardı, onlar için önemli olan Allah aşkı ve ona ulaşma çabasıdır. Bu görüşlerinin yanında bazı sapkınlıkların da yapıldığı, yazılan bazı eserlerde bildirilmiştir.

Çıkarım yapacak olursak; çok büyük coğrafyalarda farklı bakış açıları ile yorumlanmış olan, kimileri tarafından tarikat kimileri tarafından bir görüş olduğu düşünülen bir akımdır Kalenderiyye. Kendisine kalender dememiş ama bu düşünce üzerinden hayat yaşamış birçok insan vardır. Anadolu da sonraları kurulan Bektaşilik ve Bayramilik’te bu akımın etkisi oldukça fazladır. Kendilerini toplumdan dışlamaya çalışsalar da farklılıklarından dolayı toplum tarafından hep ilgi görmüştür. Siyasi açıdan destek gördükleri de olmuştur. Birçok kolu olmasının yanında gayri sunni yanının ağır basmasından dolayı yıllar geçtikçe 18-19.yüzyıllara doğru etkisi azalmıştır.

Onur Başkır 

Kaynakça:

Ahmet Yaşar Ocak – Osmanlı İmparatorluğunda Marjinal Sufilik: Kalenderiler

Şihabüddin Sühreverdi – Avarifü’l-Mearif (Melamilik bölümü)

https://islamansiklopedisi.org.tr/kalenderiyye

https://www.youtube.com/watch?v=-qeP5DG2ZTM