Size Pakistan’dan Bahsetmek İstiyorum

Pakistan hakkında bir yazı yazmam istendiğinde, Pakistan hakkındaki herhangi spesifik bir konuyu ele almaktansa, Pakistan’a dair öz ve genel bilgileri içeren geniş bir yazı kaleme almak istedim. Çünkü şunu fark ettim ki biz Pakistanlılar, samimi arkadaş ortamında konuşurken bile eğer mesele Pakistan ile alakalı siyasal veya kültürel spesifik bir konu ise ya o konuyu dalgaya alıyor ve muzip bir dille konuşuyoruz ya da meseleyi fazlaca ciddiye alıp hararetli bir şekilde gerçek ne ise onu tartışıyoruz. Bu yazının ciddi bir yazı olmasından ziyade okuyuculara keyif veren, onlarda Pakistan’a dair merak uyandıran bir yazı olmasını istiyorum. Kıymetli Sanal Mecmua okuyucuları sizlere Pakistan’dan bahsetmek istiyorum.

Evveliyattan duyduğunuz üzere Pakistan, Güney Asya’da bulunan bağımsız bir ülkedir. Bağımsızlığını 14 Ağustos 1947 yılında, Muhammed Ali Cinnah’ın (bilinen lakabı ile bkz: Büyük Lider) önderliğinde İngiliz İmparatorluğundan almıştır. Pakistan, İslami ideolojinin temelleri üzerine kurulmuş dünyadaki tek ülkedir. Hindistan coğrafi bölgesi içerisinde birçok etnik unsuru barındırmaktadır. Bu grupların en büyükleri Peştun, Sindi, Belluci ve Pencabidir. Ancak İslami yönetim anlayışı bu farklı etnik grupların bir arada birlikte yaşamasına vesile olmuş ve tek bir millet olarak Pakistan’ı var etmiştir. Günümüzde Pakistan nüfusunun %98’si Müslümandır. 

Pakistan’ın yolculuğunun başlangıcı bir gül bahçesi gibi güzel ve temiz olmamıştır tabii ki. Bir devlet olarak hayatta kalması için mücadele etmesi gerekmişti. Başlangıçta Pakistan, Doğu Pakistan ve Batı Pakistan olarak iki kısımdan oluşuyordu. 16 Aralık 1971’de Pakistan, yönetenlerinin stratejik olarak hatalı kararları ve ezeli rakibi Hindistan’ın sinsi çabaları sayesinde Doğu Kısmını (şu an bkz: Bangladeş) kaybetti. Pakistan bu var olma kaygısı içerisinde Hindistan ile üç farklı savaşa girişti ve bu savaşların sonucunda hem bölgede hem de İslam ülkeleri içerisinde güçlü bir devlet olarak var olmayı sürdürebildi. Hindistan ile yaşanılan bu askeri kavgalar, sonunda Pakistan’ı İslam ülkeleri arasında nükleer silah sahibi tek ülke olmasına sebebiyet verdi.

Pakistan’da değişik ve farklı olan şey yalnızca kültürler ve etnik guruplar değildir. Pakistan’da güneyden kuzeye doğru gittiğinizde coğrafyanın da bir hayli değiştiğini görürsünüz. Pakistan’da 4 ana bölge bulunmaktadır. Bunlar; Bellucistan, Sindh, KPK ve Pencap’tır. Başkentimiz ise İslamabad olup yüz ölçümümüz 796,095 km karedir (Türkiye’den az bir farkla daha büyük). Pakistan’ın güney tarafları Hint Okyanusuna kıyıdır. Güney kıyılarında 4 tane büyük çöl bulunmaktadır. Ayrıca yine güney kıyıları zamanında eski dünyanın Mısır ve Mezopotamya ile birlikte en önemli üç medeniyetinden birisi olan İndus Vadisi Uygarlığına ev sahipliği yapmıştır.

Devam edecek olursak, dünyanın en büyük doğal limanı olan Gwadar Limanı da güney Pakistan’da konumlanmaktadır. Yine Pakistan’ın güneyi, Karaçi şehrine ev sahipliği yapar. “Işıklar Şehri” olarak bilinen Karaçi, 20 milyonluk nüfusu ile Pakistan’ın en kalabalık, dünyanın ise on ikinci en kalabalık şehridir. Güney Asya’nın en büyük alışveriş merkezi olan “TheLuckeyOne” da yine Karaçi de bulunmaktadır. Ayrıca Karaçi, dünyanın en büyük üçüncü camisi olan Ulu Cami ile nüfusunun %90’ı Müslüman olmasına rağmen yine Asya kıtasındaki en büyük Hristiyan haçına da ev sahipliği yapmaktadır. Quetta şehri ise Pakistan’ın “meyve bahçesi” olarak adlandırılır. 1935 yılında şehri yerle bir eden deprem sonrasında dümdüz olan arazilere meyve ağaçları dikilerek oluşturulmuştur. 

Lahore, Pakistan’ın merkezinde bulunan en meşhur şehirdir. Lahore’un en meşhur tarafı eski şehri ve dünyaca ünlü yemekleridir. Herkesin mutlaka Lahore’u ziyaret etmesiyle alakalı şöyle bir deyim de uzun yıllardır kullanılagelmekte halk arasında; “Lahore’u görmeyen henüz dünyaya gözlerini açmamış demektir.” Pakistan’ın kuzeybatısında yer alan Peşaver ise tarihi milattan önce 539 yılına kadar giden bir şehirdir. Bu şehir Pakistan’ın Afganistan sınırında bulunmakta ve tarih boyunca hiçbir devlet tarafından kolonize edilmemiş olmakla övünmektedir. 

Pakistan’ın güney taraflarında Himalaya Dağlarının bulunduğu bölge olan Gilgit-Baltistan’da ise dünyanın ikinci en yüksek dağı olan “K2” bulunmaktadır. Yine dünyanın en uzun asfalt yolu olan “Karakoram Otoyolu”da bu bölgededir. Kimilerine göre dünyanın sekizinci harikası olan bu otoyol, 800 mil uzunluğunda ve yer yer deniz yüksekliğinin 4800 km üstüne çıkmaktadır. Ayrıca yine bu bölgede bir doğa harikası niteliğinde olan Kaptana Soğuk Çölü bulunmaktadır. Kış aylarında Kaptana’yı ziyaret eden bir turist kar ile kaplı bu çölü gördüğünde hayranlık duyabilecektir. Ayrıca dünyanın ikinci büyük tuz madeni de Pakistan’da Khewra, Punjab bölgesinde yer almaktadır. Yine ilginç bir bilgi olarak dünyada üretilen futbol toplarının yarısı Pakistan’daki Sialkot isimli küçük bir sanayi kentinde üretilmektedir.  

Yukarı paragraflarda Pakistan’ın güneyinden kuzeyine doğru yaptığımız gezinin ardından şimdi biraz da Pakistan halkını incelemek istiyorum. Pakistan 225 milyon kişilik nüfusu ile dünyanın 5. en kalabalık ülkesidir. Bu ülkenin insanları sıcakkanlı, misafirperver ve samimilerdir. Dünyanın genç nüfusa en çok sahip ülkelerinden birisi olan Pakistan, gençlerini daha çok Bilgisayar Teknolojileri, Yazılım ve Tıp gibi alanlarda yetiştirmektedir. Pakistan’da yalnızca erkeklerin ön planda olduğunu da söyleyemeyiz. “Malala Yousufzai” Nobel Ödülünü kazanan en genç kadındır. Yine Müslüman ülkeler arasında iki dönem üst üste başbakanlık yapmış tek kadın lider “Benazir Butto”da Pakistanlıdır. Ayrıca şu an Pakistan ordusunda “Nigar Johar Khan” isimli üç yıldızlı bir kadın general görev almaktadır.

Müslüman ülkeler ile olan ilişkisini incelediğimizde ise Pakistan’ın her zaman İslam ülkelerinin birliğini savunan bir devlet olduğunu görürüz. Pakistan, Kıbrıs Savaşı sırasında Türkiye’nin yanında yer almış, Filistin halkına olan desteğini de hiçbir zaman eksik etmemiştir. Ayrıca 1990’larda yaşanan elim Bosna Savaşı hadisesinde de Bosnalı kardeşlerine siyasi ve ekonomik olarak destek olmuştur. Şu an Pakistan’ı en yakından ilgilendiren Keşmir sorunu için de Müslüman dünyanın desteğini beklemektedir.

Yazımızın sonlarına gelirken toparlamak gerekirse; Pakistan farklı kültürlere ev sahipliği yapan ve farklı coğrafi özellikleri kendinde barındıran bir ülkedir. Sizleri doğup büyüdüğüm ve bir ferdi olmaktan her daim gurur duyduğum ülkem hakkında biraz olsun bilgilendirebildi isem ne mutlu bana. Umarım bir gün benim ülkeme yolunuz düşer ve bu anlattıklarımı gözlerinizle de görebilirsiniz. 

Allah Ap k hifazt kare. Ap sab ko mera salam. 

(Urduca: Allah’a emanet olunuz, herkese selam ederim)

Abdullah Zubair Mir